Kırık Parça
1. Bölüm: Tozlu Raflar ve Gece Yarısı
Asmira, antikacının loş ışığında elindeki fırçayla masanın üzerindeki eski saatleri temizliyordu. Zamanın tıkırtıları arasında yaşamayı severdi; geçmişin kokusu, ona geleceğin belirsizliğinden daha güvenli geliyordu. Tam dükkanı kapatmak üzereydi ki, kapının üzerindeki pirinç çan acı bir sesle çaldı.
İçeri giren rüzgarla birlikte, dükkanın eşiğinde Ayaz belirdi. Siyah paltosunun yakalarını kaldırmış, gözlerini Asmira’ya dikmişti. Ayaz’ın bakışlarında, taşıdığı fırtınanın izleri vardı.
“Kapattık,” dedi Asmira, sesindeki yorgunluğu gizlemeye çalışarak.
“Biliyorum,” dedi Ayaz. Sesi pürüzlü ve derindi. Adımlarını yavaşça tezgaha doğru yöneltti. “Ama bunu sadece senin tamir edebileceğini söylediler.”
Cebinden kadife bir kumaşa sarılı bir nesne çıkardı ve masanın üzerine bıraktı. Kumaşı açtığında, ortaya çıkan şey antika bir cep saatiydi. Ancak sıradan bir saat değildi; üzerindeki işlemeler adeta yaşayan birer sarmaşık gibi gövdesini sarmıştı. En dikkat çekici kısmı ise, kapağının tam ortasındaki derin çatlaktı. Saatin kalbinden bir parça eksikti.
Asmira büyülenmiş gibi saate doğru uzandı. Parmak uçları metalin soğukluğuyla buluştuğunda, içini tuhaf bir ürperti kapladı.
“Bu… sıradan bir kırık değil,” diye fısıldadı Asmira. Saatin iç mekanizmasına baktığında, çarkların dönmediğini ama içeriden hafif bir sıcaklık yayıldığını fark etti. “Bu saatin çalışması için gereken o kırık parça nerede?”
Ayaz derin bir nefes aldı, gözlerinde ilk defa çaresizliğe benzer bir kıvılcım çaktı.
“O parça bende değil, Asmira. O parça, bu saatin durduğu gün benim içimden sökülüp alındı. Ve eğer onu bulamazsak, ikimiz için de zaman tamamen duracak.”
Asmira, karşısındaki bu gizemli adamın ne demek istediğini anlamaya çalışırken, dükkanın köşesindeki büyük sarkaçlı saat birdenbire geriye doğru dönmeye başladı. Zaman, onların etrafında bükülüyordu.
Bölümün Sonu
