Mavi Sade Uzay Manzarali Dunya Masaustu Duvar Kagidi 3.png
7.BÖLÜM-RULOV AKADEMİSİ-

7.BÖLÜM-RULOV AKADEMİSİ-

  • 19 Ocak 2026 20:16:34
  • 0
  • 7
  • 0

7.BÖLÜM

RULOV AKADEMİSİ

 

arthur ve gölge akademinin önüne gelmiştirler. uzunca akademiyi incelemeye başlamışlar ve bir çok bilgi edinmişlerdir. gon ve ariya arthur gitti diye üzülselerde bir şekilde eğlenmenin yolunu buluyorlardı. arthur en sonunda kapıkulu askerinin yanına gider.

 

Arthur: merhaba.

 

asker arthura bakar ve anlam veremez.

 

kapıkulu askeri: buyurun?

 

arthur lafa girerken arkasında gölge belirir. kapıkulu askeri gölgeyi gördükten sonra korkudan terlemeye başlar.

 

Arthur: bu akademiye kim bakıyor?

 

kapıkulu askeri: m-müdürümüz bakıyor akademiye..

 

Arthur: kendileri müsait midir?

 

arthur konuşmasında ses tonunu git gide kalınlaştırır ve korkunç hale getirir.

 

kapıkulu askeri: ş-şu an müsait değil efendim.

 

arthur öfkeden bir anda mana patlaması yaşar. korkutucu manayı hissedenler korkudan ne yapacaklarını bilemezler. arthur hızlıca manasını toplar ve sakinliğini korur.

 

Arthur: müsait değiller öyle mi.. o vakit müsait olmalarını bekleriz. 

 

kapıkulu askeri: m-m-maalesef ki efendim. s-sizi içeriye alamam. eğer ki işiniz acil ise lütfen bilgilerinizi bırakın bize. müdürümüz müsait olduğu vakit size ulaşabilirim. 

 

Arthur: gerek yok. ben cevabımı aldım. size kolay gelsin. 

 

arthur arkasını dönüp bir kaç adım attıktan sonra durur ver askere doğru  döner.

 

Arthur: gün içinde müsait olurlarsa kendileri lütfen “arthur diye biri sizinle görüşmek istiyordu lakin görüşmesi geceye kaldı” deyin. olur mu?

 

asker anlam veremese de cevap verir.

 

kapıkulu askeri: t-tabi efendim.

 

Arthur: söyleyemesen de sorun olmaz.. onun için sürpriz olur.

 

arthur yürümeye başlar ve biraz yürüdükten sonra ortadan kaybolur.

 

asker kitlenmiş arthurla gölge nin kayboluşunu izlerken koştura koştura askerin yanına rütbesi yüksek bir asker gelir.

 

asker: buraya kim geldi?!

 

kapıkulu askeri: m-müdürümüzle görüşmek isteyen biri geldi lakin müdürümüz şu an müsait olmadığını kendilerine söyleyince çekip gittiler.

 

asker: o mana, o güç müdürümüzü.. hatta kralımızı dahi aşıyor! sana bilgilerini falan verdiler mi?

 

kapıkulu askeri: istedim lakin gerek yok diye vermediler.

 

asker: işte bu çok kötü oldu!

 

uzun bir sessizlik yaşandığı vakit asker rütbeli askere arthurun mesajını iletmeye başlar.

 

kapıkulu askeri: efendim! kendileri müdürümüze bir mesaj iletmemi istediler lakin siz iletir misiniz?

 

asker dikkat kesilmiş kapıkulu askerine bakar.

 

asker: tamam. söyle ne dediler?

 

kapıkulu askeri: “arthur diye biri sizinle görüşmek istiyordu, lakin görüşmesi geceye kaldı” .. bunları söyledi efendim.

 

rütbeli asker bir an şaşırır.

 

asker: ne?

 

kapıkulu askeri: bende anlamadım efendim.

 

rütbeli asker yere bakarken bu cümlelerin ne anlama geldiğini düşünür.

 

aklına bi kişi şey gelir ve hemen müdürün yanına gider.

 

asker:  ben müdürümüzün yanına gidiyorum. biraz sonra çıkacak olan asilleri ve soyluları askersiz gönderme ve.. akademi korumasının seviyesini “kırmızı” seviyeye getir!

 

RULOV akademisinin koruma ve acil seviyeleri şu şekildedir: en alt tabaka “beyaz”, bir üst tabaka “mavi”, bir üst tabaka “kırmızı”, bir üst tabaka “sarı”, en üst tabaka ” siyah” dır.

 

kapıkulu askeri: emredersiniz efendim!

 

rulov akademisinde hareketlenme yaşanır. biraz süre sonra rütbeli asker müdürün odasına kapısının önüne varır.

 

rütbeli asker kendisini toparlar ve kapıyı çalar.

 

tak. tak. tak.

Alitta: gir!

 

yaşlı ve asil bir sesle cevap verir.

 

rütbeli asker içeriye girer ve müdürün masasının önüne geçer.

 

Alitta: evet asker. o güç kime aitmiş öğrene bildin mi?

 

asker: maalesef ki efendim. lakin o kişiden size bir mesaj getirdim.

 

camdan akademiyi izleyen müdür arkasına döner ve askere bakar.

 

Alitta: mesaj?

 

asker: evet efendim.

 

Alitta: neymiş o mesaj?

 

asker: “arthur diye biri sizinle görüşmek istiyordu, lakin görüşmesi geceye kaldı” idi.

 

alitta şaşırır.

 

Alitta: demek benimle görüşmek istiyordu öyle mi?… 

 

asker: evet efendim. lakin toplantı gereği sizi rahatsız etmedik.

 

alitta pencereden akademiyi izlemeye tekrardan döner.

 

Alitta: gece güzel geçecek gibi.

 

asker: af buyurun efendim?

 

Alitta: sen çıkabilirsin asker. koruma seviyesini “beyaza” çek.

 

asker: a-ama -e-efendim—

 

Alitta: yeter! baksana hudutlara, iç güvenliğe. binlerce bilinmeyen kişilerle dolu ve onlar o kadar iyi ki hiç birinizin haberi dahi yok.

 

asker şaşkınlıktan ağzı açık kalır.

 

asker: n-nasıl olur efendim?! onca güvenliği nasıl geçerler?!

 

Alitta: artık sorgulamak işe yaramaz. bir açık bıraktık tehlikeyi içimize soktuk. şimdi sorulması gereken soru şu.. akademi halkını  ve akademiyi bir kişinin dahi burnu kanamadan nasıl koruyacağız? 

 

asker:… nasıl koruyacağız efendim?

 

Alitta: davranışlarına bakılırsa saldırmaya niyetleri yok.. lakin onlar düşman ve düşmana zinhar güvenilmez! akademi öğrencilerini hedef almışlarsa öğrenciler için deneyim olur lakin ölü çıkarmama şartı ile, eğer ki hedefleri akademi öğretmenleri ise sorun yok hep birlikte savaşır bu maçı kazanırız.. lakin hedef bensem o zaman hiç kimse karışmayacak! 

 

asker:…

 

Alitta: git ve tüm askerlerimizi savaşa hazır olda tut. öğretmenlere de haber ver savaşa hazır olsunlar.. öğrencilere ise haber vermene gerek yok. öğretmenlerimiz öğrencilerimizi korusunlar.

 

asker: emredersiniz efendim.

 

asker hızla müdürün yanından ayrılır ve denilenin hepsini yerine getirir.

 

o sırada arthur ve gölge gon ve ariya nın yanına varırlar.

 

Arthur: gölge askerlerimiz akademiye yerleşti mi?

 

gölge: emirlerinizi bekliyorlar efendim.

 

Arthur: kesin emrimdir! akademiye saldırı olmayacak. gizliden gizliden müdürü takip etsinler. açık veren olursa eğer.. savaşmasın ve geri çekilsin. 

 

gölge: onlar fark edip savaşırsalar?

 

Arthur: o vakit onlarda savaşsın ve hiç bir ölü istemiyorum. kan musluğu sadece onlar tarafından aksın!

 

gölge: emredersiniz efendim.

 

gon ve ariya arthuru görür.

 

ariya ve gon koşa koşa arthurun yanına varırlar.

 

ariya: neredeydin abi? çok merak ettim seni.

 

Gon: hoş geldin abi.

 

arthur ciddi sıfatını bir kenara koyar ve gülümseyerek çocuklarla ilgilenir.

 

Arthur: acil bir işim çıkmıştı çocuklar. ama bakın geldim işte yanınızdayım.

 

ariya gülerek arthurun sağ elinden tutar ve koskoca evi gezdirmeye çalışır.

 

ariya: abi gel seni çiftliğimizde gezdireyim.

 

arthur ariya dedikten sonra bakar ki nah etem’in yaptığı çiftliktelerdir.

 

arthur nah eteme soru sorar gibi bakar.

 

nah etem: özür dilerim efendim. çifliği görmekte çok ısrar ettiler. 

 

arthur iç ısıtan gülümsemesi ile cevap verir.

 

Arthur: sen doğrusunu yaptın nah etem. lakin başka seferlerde bana da haber ver.

 

nah etem: emredersiniz efendim!

 

ariya ve gon arthur’a çiftlik evini iyice gezdirir ve anlatır. sonunda bir koltukta otururlar ve dinlenirler.

 

Arthur: ah be çocuklar, yordunuz bu yaşlı adamı.

 

gon ve ariya gülerek cevap verirler.

 

Gon ve ariya: özür dileriz.

 

Arthur: siz de yorulmuş olmalısınız. gidin dinlenin biraz.

 

ariya şikayet ederek cevap verir.

 

ariya: ama gün daha yeni başladı! yatmak istemiyorum arthur abi!

 

Arthur: sen bilirsin. yarın büyük sürprizi kaçırmış olursun.

 

ariya bir anda dikleşir.

 

ariya: büyük sürpriz mi?

 

Arthur: tabi. hem gon içinde geçerli ama ikinizinde uyuması lazım.. hem baksana gökyüzüne yavaş yavaş güneş uyumaya geçiyor ay ise uyanmaya ve sizinde yatmaya ihtiyacınız var.

 

Gon: peki arthur abi! 

 

gon ariya nın elinde tutup ayağa kaldırır.

 

Gon: biz uyumaya gidiyoruz. iyi akşamlar.

 

gon ve ariya zorla da olsa uyumaya giderler.

 

nah etem: ne yapalım efendim?

 

Arthur: burayı korumak için ekiplerden bazılarını buraya yerleştirin özel savaşçı kişileri hizmetçi olarak ev işlerinden ilgilenmeleri için görevlendirin. ariya ve gon için dadı ve özel hizmetçi tutun. 

 

nah etem: emredersiniz efendim.

 

arthur ayağa kalkar.

 

Arthur: ikiniz burada kalın ve görevlerinizi layıkıyla bitirin. benim birini ziyaret etmem gerekiyor. öyle değil mi gölge?

 

gölge: kendileri tek başına, evinde değil lakin akademi odasında sizi bekliyor. her şey istediğiniz gibi ilerliyor efendim.

 

Arthur: bilgilerimizi de aldığımıza göre artık gidebiliriz.

 

arthur karanlık oda da koltuğun üstüne ışınlandığı zaman şimşek çarpar. şimşeğin ışığı pencereden karanlık odaya girer ve odayı aydınlatır. aydınlandığı odada alitta koltuğunda oturmuş halde ve arthur ise müdür koltuğunun sağında duran geniş koltukta oturmaktadır.

 

karanlığın içinde konuşurlar.

 

Alitta: beni arıyormuşsun?

 

Arthur: evet. bakılırsa çok meşgul birisin.

 

Alitta: evet.. biraz öyleyim.

 

Arthur: boş birine benzemiyorsun. adamlarımı fark etmiş olmalısın ki herkesi hazır ola çekmişsin.

 

Alitta: evet. sende boş birine benzemiyorsun. öyle ki o derece adamlara sahipsin.

 

Arthur: buraya senle dövüşmeye gelmedim. sadece yarın bu akademi de ilk sınıfı okuyacak iki öğrenci kaydetmek istiyorum. 

 

Alitta: bunun için mi bu kadar macera getirdin peşinden?

 

Arthur: hayır. burada okuyacak iki öğrencimin başına bir şey gelirse akademinin başına ne gelecek bilmesini istedim. 

 

Alitta: ya o iki öğrenciyi kabul etmezsem?

 

Arthur: o zaman senin başına neler geleceğine habar vermek için bu koltukta oturmuş olurum.

 

Alitta: benim kim olduğumu biliyor musun sen?

 

Arthur: evet. senin kim olduğunu bile bile geldim. peki sen benim kim olduğumu biliyor musun?

 

Alitta: hayır. senin kim olduğunu bilmiyorum.. lakin bilmeme gerek var mı?

 

Arthur: bilgi güçtür alitta vurgo vaşirta. çünkü sizin ve benim gibi adamların en büyük silahı bilgidir. bakılırsa 1-0 sizden öndeyim.

 

ALİTTA VURGO VAŞİRTA, vaşirta ailesinin reisidir. aynı zamanda kendisi krallık ve imparatorluk içerisinde “en güçlü büyücü” diye tanınan biridir. bu unvanı ise bir savaşta imparatorluğa yaptığı yardımlardan dolayı gelmektedir. yaşı 50 lilere dayandığı vakit imparatorluktan emekli olur ve bu şehre gelir. şehrin kralı alittaya akademinin müdürü olması teklifini verir ve alitta kabul eder.

 

Alitta: evet. lakin skorlar çok aldatıcıdır. ben kazandım derken 1-1 olur ve berabere biter.

 

Arthur: niyetiniz benle savaşmak ise canınızdan sıkılmışsınız demektir. biliniz ki ben barışçıl bir niyet ile geldim. ve benim isteğiminde sizin için çocuk oyuncağı olduğunu da biliyorum. 

 

Alitta: neden öğrencilerinizi bu akademide okutmak istiyorsunuz? sizin öğreticeklerinize kıyasla akademinin bilgisi çok zayıf kalır.

 

Arthur: haklısınız. benim bilgim ve deneyimim sizin akademinizi aşar! lakin otorite akademi belgesi istiyor. bu da gelecekte ki bir çok kapıyı açıyor.

 

Alitta: eğer ki öğrenciler sizin öğrencileriniz ise otorite, devlet, toplum size boyun eğmekten başka çareleri olmayan kişilerdir.

 

Arthur: hayır! amacımız boyun eğdirmek değil, eğilmiş boyunları dimdik yapmaktır. eğer ki siz bu akademide ki öğrencilerinizi toplumu ve devleti boyun eğidirmek için yetiştiriyorsanız bu akademiyi başınıza yıkmak için öğrencilerime zarar gelmesini beklemeyeyim!

 

Alitta: tabiki de öğrencilerimizi bu yönde yetiştirmiyoruz. sadece güç açısından belgeye ihtiyaç duymanıza gerek yok diyorum.

 

Arthur: öğrencilerim bu akademi de eğitim alacak! çünkü okumak istiyorlar. toplum onların çocukluğunu aldı ve çok hızlı büyüttü., bizler ise daha güzel bir gelecek için onlar ve onlar gibi nicesi için temeller oluşturmalıyız.

 

alitta ayağa kalkar.

 

Alitta: peki öğrencilerinize akademiye girme fırsatı tanıyacağım sonuçta bizlerin görevi bu. ama öğrencileriniz akademinin onay sınavına girmeleri gerekir. eğer geçerseler kesinlikle rahat ederler. geçemezlerse o zaman yapabileceğim bir şey yok.

 

arthur da ayağa kalkar ve alitta nın gözlerinin içine bakar.

 

Arthur: siz yarın onay sınavını açın yeterli.gerisini düşünmeyin.

 

Alitta: peki. siz tam olarak kimsiniz?

 

arthur alittaya sert bir bakış atar.

 

Arthur: size adım ve yüzüm yeter. fazla bilgiyi  taşıyacak düzeyde değilsiniz. beni araştırmaya kalkarsanız eğer sizinle çok farklı bir şekilde konuşmak zorunda kalacağım!

 

Alitta: peki. umarım adamlarınızı akademiden çekersiniz.

 

Arthur: merak etmeyin. bir sorun çıkarmadığınız sürece adamlarım sizlere dokunmayacaktır. lakin bu onları geri çekiyorum manasına gelmesin. öğrencilerim akademiden mezun olana kadar onlar burada öğrencilerimi koruyacaklar.

 

Alitta: bu akademi, saray güvenliğine sahiptir. merak etmeyin hiç bir öğrencimizin başına bir şey gelsin istemeyiz.

 

Arthur: merak etmemek için adamlarımı geri çekmiyorum. siz kendi güvenliğinize dayanın benim aldığım güvenliğe de dokunmayın.

 

arthur son sözlerini söyler ve ortadan kaybolur.

 

alitta koltuğuna oturur.

 

Alitta: bilgi güçtür. bilgiyi edinen en güçlü kişidir. 

 

alitta koltuğa yaslanır ve gözlerini tavana diker.

 

Alitta: demek en güçlü kişi olduğunu karşımda haykırdın. umarım güç zehirlenmesi yaşamaz ve gücünü kötü emellerde kullanmazsın. seni karşımda görmek değil yanımda görmek istiyorum. 

arthur gölgenin yanına ışınlanır.

 

gölge: hoş geldiniz efendim.

 

Arthur: hoş bulduk gölge. gölge ekibine emrimdir. bugünden itibaren akademiyi koruyacaklar gon ve ariya yı ise her türlü tehlikeden koruyacaklar. eğer ki akademi öğrencilerinden saldırı görürseler.. yine korusunlar lakin öğrencileri öldürmesinler ve sakat bırakmasınlar.

 

gölge: emredersiniz.

 

Arthur: kareye gidelim.

 

nah etem ve gölge: emredersiniz.

 

arthur, nah etem ve gölge kareye ışınlanılır. önde arthur ilerler ve arthur kapıya yaklaştıkça kapı yavaşça havalı bir şekilde açılır. arthur tahtına doğru giderken ilk sefer ki diziliş yine mevcuttur. arthur tahta yaklaştıktan sonra büyük üstadlar konuşmaya başlarlar.

 

hepsi birlikte: HOŞ GELDİNİZ EFENDİM!

 

arthur tahtına oturur.

 

Arthur: büyük üstadlar! bugünkü şehir gezimde çok şey fark ettim. öyle ki dünya dörde bölünüp sadece dörtte biri insanların elinde olmasına rağmen zulümler çok, ezme duygusu bitmemiş, hepsi birlik olması gerekirken yine mücadele içindeler. anladım ki insanlar içinde sadece iki kişi dahi kalsa yine ikisi farklı yönlere dağılır. halbuki birlik olup kalkınmak yerine ikiye bölünüp yok olmayı daha çok göze alıyorlar. dörtte üçlük kısmını halletmek kolay. lakin  dörtte birine hüküm sürmek yok etmekten çok daha zor. üstadlarım! dünyanın dört bir yanına dağılın dünyanın detaylı bilgi sunumunu istiyorum bir sonraki toplantımızda. 

 

arthur gölgeye bakarak konuşmasına devam eder.

 

Arthur: insanoğlunun olduğu her yere gölge adamlarını dik. sadece izlesinler. hedef gösterdiğim kişileri ise sessizce yok etsinler. 

 

gölge: emredersiniz.

 

arthur alfaya dönerek konuşur.

 

Arthur: alfa. adamlarını topla dünyanın dört bir yanına merkezler kur. kuzey bölgesinde, doğu bölgesinde, güney bölgesinde ve batı bölgesinde büyük merkezler kur. büyük merkezlerde, her bina da toplam 10.000 silahlı ve en güçlü adamların olsun. gölge nin ekibinden en iyi suikastçilerden de her büyük merkez için 2.000 adam olsun.  bu üsler ve büyük merkezlerin amacı büyük savaş çıktığı zaman ordu oluşumuna ve zaferi kazanmamızda çok büyük rol oynayacak.

 

alfa: emredersiniz.

 

arthur mex e bakarak konuşur.

 

Arthur: ordu dağılımı görevi sende. krallıklara ve imparatorlukların geçmişini ve gizli/açık tüm sırlarını ve planlarını bilmek istiyorum.

 

mex: hemen detaylı sunum hazırlıyorum efendim.

 

Arthur: beyler! işimiz yoğun, belki acı üstüne acı çekeceğiz belki hep beraber yok olup gideceğiz. buraya geliş amacımız iki günlük değil, görevimiz bitene kadardır. ben pes etmeye niyetli değilim ve olmayacağımda! eğer ki böyle düşüncesi olan varsa ben yapamam diyen varsa şimdi gitsin!

 

arthur sözünden sonra biraz bekler, üstadlarına bakar.

 

Arthur: giden yok. o zaman yola devam!

 

Arthur ayağa kalkar.

 

Arthur: herkes görev başına!

 

arthur dışarıya doğru adım atarken arkasında hemen nah etem vardır.

 

kareden dışarıya çıkarlar. çimenlerin üstüne basa basa yürüyüş yaparlar.

 

biraz yürüdükten sonra arthur aniden durur ve arkasına dönerek nah eteme bakar.

 

Arthur: benim muhafızımsın  demi?

 

nah etem asil sesiyle cevap verir.

 

nah etem: evet efendim.

 

Arthur: öyleyse cevap ver bakalım. benden önce sizin görevlerinizi, sizi, ve kareyi kim oluşturdu? 

 

nah etem: size görevi ve yetkiyi verenler oluşturdu efendim.

 

Arthur: benden önce biri varmıydı?

 

nah etem: vardı efendim.

 

arthur şaşırır.

 

gecenin gökyüzünde yıldızlar aydınlık yarışında iken hafif ruzgar esintisiyle arthur ve nah etem göz göze gelirler ve uzunca bakışırlar.

 

Arthur: daha önce dünya bir yöneticiye sahip değildi. benim ilk olmam gerekiyordu?

 

nah etem:… hem muhafınız hem de akıl hocanız olduğum için sorunuzu yanıtlayacağım efendim. dünya 36 yöneticiye sahip oldu. dünya nın yaşı milyarları geçer. her 10,000 senede bir, 1 milyon yılda 10, 10 milyon yılda 15, 20 milyonda 10 yönetici geldi. her yönetici binlerce bazıları milyonlarca bazıları milyarlarca yıl dünyaya hüküm sürdü. hepsinin tek görevi vardı. dünya halkını düzende tutup içlerinde rafah sağlamaktı. lakin çok azı bunu başarabildi. şu an ki devirde siz yönetici olarak seçildiniz. ve siz 36 yöneticinin varisisiniz. geldiğiniz dünya çok büyük bir karmaşa halinde. kötülüğün isteği dünyayı kendi emellerine kullanmaları ve sonra yok etmeleri. şu an dünya da kötülük çok ciddi bir şekilde hüküm sürmekte. üç amaçları vardı ikisini başardılar. ilk hedefleri insanları istedikleri gibi yönetmek, ikinci hedefleri insanlara evrim geçirmek, üçüncü hedefleri insanları dünya’nın yeni sakinlerine köle yapma istemeleri. ilk ikisi başarıyla gerçekleşti lakin son hedefleri için çok büyük çalışmalar yapıyorlar.

arthur şaşkınlıkla dinler.

Arthur: bekle bir dakika. ne üç hedefi, ne varisi dediklerinden hiçbir şey anlamıyorum nah etem!

 

nah etem: siz son yöneticisiniz. 36 yöneticinin yetki ve görev mirasçısınız. bizler ilk yöneticiden son yöneticiye dek var olduk. ölmedik, yaşlanmadık. şimdi siz varsınız efendim. kötülüğün planlarını durdurup dünyaya güneş olacaksınız. son isteklerini onlara vermeyeceksiniz efendim.

 

Arthur: varis, 36 yönetici… 

 

nah etem: evet efendim.

 

Arthur: bana efendim deme. sen benden milyarlarca yaş büyüksün.

 

nah etem: ilk önce makama sonra makama oturan kişiye saygı gösterilir efendim.

 

Arthur:… senin adın diğerlerine göre değişik. adınızı koyan bir yanlışlık yapmış herhalde.

 

nah etem: evet. diğerlerine göre değişik. benim ve diğerlerinin adını ilk yöneticimiz koymuştu. benim tek ismim de iki isim  çıkıyor. sağdan sola okununca başka bir isim soldan sağa okununca başka isim.  ilk efendimiz bana hep nah etem diye seslendiği için nah etem diye kalsın dedim.

 

Arthur: anladım.

 

arthur gökyüzüne bakar.

 

Arthur: Ay ne kadar da güzel.

 

nah etem de Ay’a bakar.

 

nah etem: evet efendim. Ay bugün çok parlak.

 

Arthur: dünyamız kararmış durumda nah etem. ya güneş gibi yanıp karanlıkları def edeceğiz, ya da Ay misali sadece bakana yol göstereceğiz. 

 

nah etem: siz hangi taraftan olacaksınız efendim?

 

Arthur:… mazlumlara güneş, zalimlere celladın baltasında yansıyan Ay olacağım!

 

nah etem: peki efendim, ilk işe nereden başlayacağız?

 

arthur nah eteme bakarak cevap verir.

 

Arthur: bilgiden nah etem! bilgiden başlayacağız. öyle ki gökyüzünden yeryüzüne kadar tüm bilgileri tek tek istiyorum. 

 

nah etem: emredersiniz.

 

arthur biraz daha yürür. biraz ileride orman görürler.

 

Arthur:…

 

arthur pürdikkat ormana bakar.

 

nah etem: bir şey mi oldu?

 

Arthur: ormanın derinliklerinde bir şeyler oluyor! 

 

arthur sözünden sonra saniyeler içinde yüksek derece de patlama sesi duyar.

 

arthur sesin geldiği yöne hızla gider. arkasında nah etemle olay yerine intikal ederler.

 

arthur ve nah etem bir ağacın üstünde görünmezlikte takılarak aşağıdaki savaşı izliyorlardır.

 

Arthur: burada sadece insanlar yaşamıyor muydu?

 

nah etem: kare nin olduğu bölge düşük seviye canavar sınırın olduğu bölgededir. bundan dolayı sık sık sınır ihlalleri oluyor. maceracılar ve avcılar derecelerini yükseltmek için buraya her daim gelirler.

 

aşağıdaki düşük seviye canavar aslan kafasına ve kürküne sahip, maymunun uzunca kuyruğuna sahip, gorilin vücuduna ve kollarına sahip, ayakları ise kaplan ayaklarıdır.

 

Arthur: insan anatomisine ve biyolojisine yakın hayvanların güç edindiğini söylediniz. lakin bu yaratık birçok hayvan birleşiminden ortaya çıkmış? aslan,kaplan,goril ve maymun. saydığım bu hayvanlar içerisinde goril ve maymun insan özelliklerine çok yakın. diğerleri değil.

 

nah etem: evet efendim. evrim geçiren hayvanlar kendi vücutlarıyla başka bir boyuta ulaşmış varlıklardır. lakin gördüğünüz bu tür yaratıklar kötü emellere maruz kalmış yaratıklardır ya da diğer adıyla mutantır. kötü niyetli biyoloji doktorlar normal ve evrim geçirmiş hayvanları toplayıp farklı özellikleri tek vucutta toplayıp evrim geçirmiş hayvanların gücünü de kullanarak ayakta tutuyordur. mutantların tek görevi yok etmektir. bu mutant zayıf olanlardan. lakin üst düzey varlık canavarlarla bir birleşim olunca öldürülmesi çok zor mutantlara dönüşe biliyorlar.

 

arthur aşağıdaki savaşı izlerken bi yanda da nah etemi dinler.

 

Arthur: kötülük her yerde! lakin kötülüğün kölesi olan insanlar nefes mesafesinden de yakın bizlere. bu bahsettiğin biyoloji doktorlarını gölge ekibine iletin bulsunlar. bulduklarını delilleriyle halka sunsunlar halk gördükten sonra herkesin gözü önünde öldürsünler ve gökyüzüne şu mesajı yazsınlar “kötülük, iyiliğin ışığında ezilmeye mahkumdur! 

 

nah etem: emredersiniz.

 

Arthur: mutantın gücü ne?

 

nah etem: S,A,B,C,D,E,F seviyeleri vardır. bu mutant E seviyesinde. gücü 250. normal bir insanı sıkarak ikiye ayırır güçte.

 

Arthur: lakin karşılarındaki de normal insanlar değil.

 

nah etem: evet efendim. aynı güçteler.

 

Arthur. onların seviyesi nedir?

 

nah etem: üç avcı, iki maceracı. en önde yan yana duranlar avcılar, arkadaki iki kişi ise maceracılar efendim. sağdan sola doğru avıcların seviyeleri F,D,E, seviyelerdedirler, sağdan sola maceracıların seviyeleri ise F,E’dir.

 

Arthur: avcılar ve maceracılar neden ayrı iki grup?

 

nah etem: maceracılar her türlü görevi yaparlar efendim. en yüksek dağa bir bitki için çıka bilirler, suikast yapabilirler, ajanlık yapabilirler, canavarları öldüre bilirler. tek baktıkları şey ceplerine girecek paralardır. lakin avcılar öyle değildir. avcıların iki görevi vardır. birincisi canavarların kökünü getirmektir, ikincisi hudutlardaki ihlal sorunlarını gidermektir. avcılar akademisi dahi mevcuttur. lakin maceracılar için böyle uğraşlara gerek yoktur.

Arthur: avcılar devletlerin gizli ordusu gibi.

nah etem: bi nevi öyleler efendim.

 

aşağıdaki savaşı izlerlerken avcılar arasında biri ağır yaralı düşer.

 

nah etem: bir şey yapacak mıyız efendim?

 

Arthur: bu onların meselesi. eğer ki biz yardım edersek güçlenemezler.

 

nah etem:…

 

arthur uzunca izler. insanların savaşı kaybedeceğini anlayınca ufak bir dokunuş yapmaya karar verir.

 

arthur ağaçtan uzun ve ince bir dal kopartır.

 

dala kendi gücünün %1 ni aktarır ve mutantın kafasına nişan alır. gerilir ve hızlıca fırlatır. dal mutantın kafatasını deler ve geçer saniyeler sonra büyük bir güç ortaya çıkar ve mutantın kafası patlar çevreye de zarar verir.

 

nah etem arthurun yaptıklarından sonra şaşkınlıkla arthura bakar.

 

Arthur. ne diyebilirim ki. avcıları sevdim. 

 

arthur hızlıca oradan uzaklaşır ve hemen nah etem de arkasına takılır.

 

aşağıda insanlar mutantın başına gelenlere şaşırır.

 

D avcı: ne oldu da demin?

 

F avcı: anlamadım.

 

E avcı: biri yardım mı etti?

 

D seviye avcı bir yerden dumanlar yükseldiğini görür. dumanın geldiği yöne çevirince gözlerini toprağa saplanmış ince uzun dal parçasının hafiften yandığını görür.

 

D avcı: bize kim yardım etti bilmiyorum lakin çok güçlü olduğu ortada!

 

arthur ve nah etem kareye giriş yaparlar.

 

Arthur: MEX!

 

mex hemen arthurun karşısına ışınlanır.

 

MEX: emredin efendim.

 

Arthur: yarın kötü biyoloji doktorları hakkında ve yüksek seviye canavarlar hakkında tüm bilgileri istiyorum.

 

MEX: emredersiniz efendim.

 

Arthur: bugün bu kadar macera yeter. herkes yuvalarına!

 

nah etem ve mex giderler. arthur yalnız kalır

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız