Mavi Sade Uzay Manzarali Dunya Masaustu Duvar Kagidi 2.png
13.BÖLÜM-DÜNYA REFAHINA İLK ADIM-

13.BÖLÜM-DÜNYA REFAHINA İLK ADIM-

  • 7 Mart 2026 22:56:24
  • 0
  • 0
  • 0

13.BÖLÜM

DÜNYA REFAHINA İLK ADIM

 

arthur çalışma masasında dünya hakkında bazı belgeler ve dosyalar üzerinde çalışır. nah etem arthurun yanına gelir.

 

nah etem: emredin efendim.

 

arthur tüm asilliği ile masasında dosyalara bakarken konuşmaya başlar.

 

Arthur: dünya, canavarlar yüzünden dörde bölünmüş durumda. insanlık için bu durum büyük bir problem. lakin bazı verilere bakınca da insanlık canavarlara ellerindeki güç ile adapte olmuş. Bu güç sayesinde dönemin insanları tüm sistemlerini bu düzene göre dizayn etmiş. Eğer ki ellerinden bir anda bu düzeni alırsak ve eski düzenlerine zoraki dahi olsa adapte ettirmeye çalırsak… bu bize çok sıkıntı çıkaracaktır. insanlık azaldı lakin şartları aynı… bu dünya ne kadar çok büyük olsa da insana yetmedi. e böyle de dünyayı eski haline getirememde! 

 

nah etem: doğru diyorsunuz efendim.. peki ne yapmayı uygun görüyorsunuz? 

 

Arthur: bir şeyi bütün bütün yok edemezsin. ilk önce ikiye bölmen gerekir.. sonra dörde sonra beşe. bütün olanı en ufak şekle gelene kadar parçalanması gerekir. biz de öyle yapacağız. canavarları bütün bütün yok etmek yerine sisteme zarar vermeden yavaş yavaş planlı bir şekilde bölüp parçalayıp yok edeceğiz. başlangıç noktası olarak da düşük seviye canavarların yoğun olduğu bölgeye saldıracağız. sonra orta dereceli sonra yüksek ve en son zeki canavarlara saldırıp dünyayı canavarlardan temizleyeceğiz.

 

nah etem: insanların bu güç-canavar ilişkisini nasıl çözeceğiz?

 

Arthur: canavarları komple yok etmeyeceğiz.. canavarları yok etmeden önce insanları başka bir sisteme adapte ettireceğiz. insanlar canavarlarla uğraşırken arkada bizler yeni düzeni hazırlayacağız. ne olursa olsun insanların ellerinde fizik kurallarını ve bilimsel düzeni yok eden güç var. artık bu insanları eskisi gibi şirketlere veya çalışıp para kazanma dertleriyle yönetemeyiz. onlar artık ellerindeki güçlerin bilincindeler. öyle bir düzen hazırlamalıyız ki hem onlar rahat etsin hem de kurum ve özel kuruluşlar. 

 

nah etem: peki efendim insanlar içinde bu düzene karşı gelenler olursa ne yapacağız?

 

Arthur: karşı gelenler elbette olacaktır. lakin onlarla biz değil bu düzene inanıp güvenen kişiler uğraşacak. bizim görevimiz adalet ile alemi nizam için çalışmak. eğer ki insanlar haklarını alamazsalar adaletten ve yükümlülükten bahsetmek çok ahmakça olur. 

 

nah etem: yeni düzen için neler düşünüyorsunuz efendim?

 

Arthur: güneydoğudan başlayıp güneybatıya kadar 180 derecelik bir istila söz konusu. insanlar tarafından gerçekleşecek bu akınlar bazı kişileri hem tedirgin edecektir ve tabiki de bazı kişileri mutlu edecektir. çünkü canavarlardan kurtulmak isteyip eski günleri özleyen kişiler varsa da bu canavarlara alışıp yeni düzene adapte olanlar da var. görevimiz refah olduğundan canavarların çoğundan kurtulmamız şart. az kalan kısmını büyük bir dikkatle kontrol altına alıp muhafaza edeceğiz. asıl yeni düzene gelirsek biraz karmaşık.. dört büyük devlet ve bir merkez anlayışımız mevcut. pusula ittifakı söz konusu olunca da işler karışıyor. canavarlardan temizlenen bölgeler insanlara açık hale gelecektir ancak bu açık alanlar ciddi manada büyük. insanlar orada gruplar veya teşkilatlanma yaşayıp küçük dahi olsa bölgeyi parçalayacaklardı ve kendi aralarında eski zamanlardaki gibi toprak için kan dökeceklerdir. buna müsade edemem. çok az kanla çözmek istiyorum bu işi.

 

nah etem: doğru diyorsunuz efendim lakin o topraklara dair insanların bir yakınlık duygusu olması şart. eski zamanlarda toplumlar toprağı iki sebepten kutsal sayarlardı. birincisi kendi insanlarının kanı o toprağa karıştığı için bir diğeri de orası kutsal olduğu için… en büyük etkenlerden ikisi budur efendim… onlara öyle bir şey vermeliyiz ki bu iki sebebin karşılığını versin.

 

Arthur: işte burada da dört büyük devlet giriyor. şu zamana kadar insanlar devletlerine güvenmişlerdir. en azından devletlerine karşı bir bağlılıkları mevcut. elverişli hale gelen bölgeleri dört büyük devlete eşit bir şekilde dağıtacağız. kontrol ve yönetme işi böylelikle daha kolay hale gelecek. pusula ittifakına akınlar için büyük görevler vereceğiz. bu şekilde bölgeleri temizledikten sonra insanları yavaş yavaş temizlenen bölgelere gitmeleri için teşviklerde bulunacağız onu da pusula ittifakı tarafından özel hazineler konumlandırarak yapacağız. ilk bulan açılış hediyesini kazanır. ondan sonra insanları üremeye teşvik edeceğiz. üremeye teşvik planını çok dikkatle gözeteceğiz ki eskisi gibi sıkıntılar çıkmasın. altyapı – teknoloji – mimarlık noktasında da gelişimler sağlanmalı. hizmet noktaları açılmalı ve endüstriyel yerler için konumlar belirlenmeli. sağlık ve eğitim noktasında devrim niteliği taşıyan adımlar atılmalı. geçmişin karanlık izleri bu dönemde bizlere ışık olmak zorunda. her şeyden öte insanların ellerindeki güç ile saydıklarım kusursuz uymalı ve büyük bir uyumla hareket etmeli. bu dönem de devletler imparatorluklar ve dahası olmak üzere karışık bir sistem var. yeni düzenlemelerle birlikte yasalar –  kanunlar – cezalar – uluslararası kararnameler dahil olmak üzere iç ve dış etkenlerin hepsini kapsayan bir ANAYASA yazılmalı. dinler ve inançlar yüksek nokta da insanlara gösterilmeli. bunların hepsi yapıldıktan sonra insanlığın elinden yavaş yavaş güçleri alınmalı. eski zamanlarındaki hallerine dönmeliler. 

 

nah etem: bunları yapmak zaman ister efendim.

 

Arthur: parmağını şıklat olsun istemiyorum zaten. insanlar bunları yaparken alın teri döksün. bu aşamaları gerçekleştirirken insanlar bu düzene sempati duyacaktır. sonuç da kim kendi elleriyle yaptığı eseri sevmez ki?

 

nah etem: emredersiniz efendim.

 

Arthur: şimdi dört büyük devlet liderine ve kralına haber gönderin 1 saat sonra ikinci devletler toplantısını gerçekleştireceğim. konu ise DÜNYA REFAHI..

 

nah etem: emredersiniz efendim. hemen emirlerinizi gönderiyorum.

 

Arthur: herkes yerlerini aldıktan sonra bana haber edin.

 

nah etem başıyla onay verir. arthur masasından kalkar ve çocukların yanına ışınlanır.

 

yıkılmanın eşiğinde olan köy yavaş yavaş toparlanmaya başlamıştır. dış güvenlik haddinden fazla sağlanmış iç cepheler her an ikinci saldırı için tetik de beklemektedir. köy, savaş kampı havası almıştır. 

 

Arthur: çocuklar..

 

gon ve ariya arthurun sesini duydukları an gözyaşlarıyla sesin geldiği yöne doğru koşarlar.

 

arthur çocuklarla sarılır ve ikisini de kucaklayıp salona doğru konuşa konuşa geçer.

 

Arthur: çocuklar neden ağlıyorsunuz?

 

ariya: ne zamandır beri gelmiyorsun yanımıza.. sana bir şey olduğunu düşündük…

 

gon sinirli bir ses tonuyla cümleye girer.

 

gon: haber dahi vermiyorsun bize! ya ölseydin? ne yapacaktık biz o zaman!?

 

arthur çocukları kucağından indirir ve koltuğa oturtur. kendisi de aralarına oturup koltuğa yaslanır. arthur hafif bir gülümseme ile cümleye başlar.

 

Arthur: kardeşlerim.. şu zamana kadar büyük ve küçüklü olmak üzere bir sürü badire atlattım. yaralandıklarım oldu, ciddi zararlar da aldığım oldu.. bazen küçük bir kesikle kurtulduğum da oldu. şuan yanınızdayım.. buradayım ve sizlerle konuşuyorum. nasıl ki bunların hepsi geçmişte kaldı ve yaşıyorsam gelecekte aynı şekilde olacaktır. ne kadar büyük darbe alırsam alayım davam için, kardeşlerim için ayakta kalırım. 

 

gon: neden darbe alacak işlere kendini sokuyorsun abi?

 

Arthur: sizler de bu hayattan darbeler alacaksınız kardeşlerim… ancak burada ki sır hayat size bir darbe vuruyorsa siz hayata iki darbe vurun. bunu da ancak gelişerek yapabilirsiniz. 

 

ariya: ben bunu istemiyorum arthur abi.. ben sizlerle mutlu bir an yaşamak istiyorum..

Arthur: hayatımızın tamamı mutsuz geçmeyecek tabi. mutlu anlarımız da olacak. şuan olduğu gibi. 

 

gon: ya tekrar böyle bir an gelmezse? 

 

Arthur: gelmesi için elimden geleni yapacağım. bu da sizlere sözüm olsun. 

 

arthur bir eliyle gonu diğer eliyle ariyayı tutar ve kendisine çekip sarılır. ondan sonra aralarında eğlenceli sohbetler geçer. en son nah etem gelir ve bu sohbete dahil olur.

 

nah etem: efendim emirleriniz doğrultusunda her şey hazır.

 

Arthur: tamam nah etem geliyorum.

 

arthur ayağa kalkar ve çocuklara bakarak konuşmaya başlar.

 

Arthur: benim şimdi gitmem gerek çocuklar ancak geldiğim de gonun merdivenlerden düşüş hikayesini tekrardan dinleyeceğim tamam mı?

 

ariya gülerek cevap verir.

 

ariya: tamamdır abi.

 

gon: ama siz hep benimle dalga geçtiniz!

 

arthur gülerek cevap verir.

 

Arthur: ayakkabı bacağını bağla dedim o kadar. bağlamazsan tabi takılırsın. 

 

gon: bağlamayacağım işte!

 

arthur ariyaya bakarak konuşur.

 

Arthur: o zaman başka bir komik hikaye daha gelecek desene.

 

arthur ve ariya gülmeye başlarlar ve gon daha da sinir olur.

 

Arthur: hadi bakalım. geldiğimde konuşuruz.

 

arthur çocukları öper ve ariya da arthuru öper.

 

arthur evden çıkar ve direkt merkeze ışınlanır.

 

arthur merkeze girer ve tahta doğru ilerler. üstatlar yerlerini almışlardır ve dikkatle arthuru izlemeye başlarlar.

 

Arthur: biraz sonra ikinci devletler toplantısına katılacağız. ancak ondan önce almam gereken herhangi bilgi var mı diye sizleri buraya topladım. şimdi ellerinde bilgisi olan var mı?

 

üstatlar birbirlerine bakarlar.

 

Arthur: gördüğüm kadarıyla bilgi yok.

 

gölge söz hakkı ister.

 

Arthur: söyle gölge.

 

gölge: adamlarım tarafından bir grup göze batmaya başlamış. bu grup güce ulaşmak isteyen gizli kişilerle ilişkisi olduğunu düşünüyoruz. 

 

Arthur: o zaman yakın takibe alın. tüm gözler onların üzerinde olsun. 

 

gölge: emredersiniz efendim.

 

Arthur: başka söz hakkı almak isteyen yoksa toplantıya geçelim.

 

arthur kalkar ve adamlarıyla birlikte ilk toplantının olduğu yere ışınlanılır.

 

nah etem arthurun baş koltuğunu çeker ve arthur koltuğa oturur oturmaz toplantıyı açar.

 

Arthur: ikinci devletler toplantısına hoşgeldiniz. bugün sizi buraya toplamamda ki amaç dünya refahı için bazı konuları konuşmak ve bazı noktalar da görevler vermek. ilk toplantımızda devletler arasındaki gerginliğe çözüm getirmiştik ve pusula ittifakını kurmuştuk. o toplantımızdan  bu yana bazı gelişmeler yaşandı. bu gelişmelerin en büyüğü canavar istilalarının çoğalması ve merkez devlet de bazı önemli gelişmelerin yaşanmasıdır. pusula ittifakı kurulduğu andan itibaren devletler arası refahın temeli kurulmuştur. bu toplantımızda da bu temele bina dikmek vardır. dünya refahı için söylemek istedikleriniz var mı?

 

KUZEY İMPARATORU: dünya refahı için yapılması gerekenler çok zor şeyler. dünyanın çoğunluk kısmı canavarlarla dolu durumda. bu durum da onlarla savaşmak intihar olur. 

 

GÜNEY İMPARATORU: kuzey imparatorluğuna katılmıyorum. eğer ki bir yerden başlamazsak asla düzelmeyecek bu durum.

 

BATI İMPARATORU: bence de bu durum da canavarlarla savaşılmamalı. şuan çok erken.

 

DOĞU İMPARATORU: ….

 

KUZEY İMPARATORU: güney imparatoru çok istekli gibi. o zaman bırakalım da canavarları temizleme işi onda olsun!

 

GÜNEY İMPARATORU: kuzey imparatoru gene formunda. burada atışmaya değil insanlarımızın geleceği için tartışmaya ve önemli kararlar vermeye geliyoruz! lakin kuzey imparatoru halkını umursamıyor herhalde.

 

KUZEY İMPARATORU: bunu sen mi diyorsun hadsiz! halkımın refahı için neler göze aldım ben biliyor musun sen!

 

GÜNEY İMPARATORU: şarap bardağı kaldırmak mı mesela? veya halkın açlıktan kırılırken karı kızla eğlenmek mı mesela? ne büyük fedakarlıklar yapmışsın halkın için!

 

kuzey imp. öfkelenmeye başlar ve masa da güney imp. kuzey imp. sözlü tartışması döner.

 

arthur bir yerden sonra öfkeyle masaya sertçe vurur ve masa baştan uca ikiye bölünür.

 

Arthur: Yeter! sizler böyle mi devlet yönetiyorsunuz? böyle mi kararlar veriyorsunuz?! haddinizi bilin. burada o devlet bu devlet değilsiniz benim karşımda pusula ittifakısınız! 

 

masa da herkes sessizleşir.

Arthur: konumuza geri dönelim. görevimiz refah. askeri-maddi/manevi-teknoloji ve dahası olmak üzere destekleriniz pusula ittifakında bir olacak. pusula ittifakını refah boyunca karanlıklardan ben yöneteceğim. halkın önünde gene eski sistemle devam edeceksiniz. emirleri belirli sürelerde yapacağımız toplantılarda sizlere ileteceğim.  Biliyorsunuz ki insanlığın içinde çürük elmalar mevcut. çocuklara silah çeken, daha 1-2 yaşlarındaki çocukların saçlarına aklar düşüren insan kılığına bürünmüş canavarlar var! söz konusu olan sınıfsal canavarlar dışında bir de bu tür canavarlarla da ilgilenmek zorundayız. tarih boyunca soyları tükenmeyen bu insanların geçmişte neler yaptıklarını çok iyi biliyoruz. eğer ki köklü temizlik yapacaksak gelecek namına onları da temizlemek zorundayız. 

 

BATI İMPARATORU: onları yok etmekten fazlasını yapabiliriz.. ancak sizlere teklifim onları kullanmak.

 

arthur batı imparatorunun bu sözüne bilmişlik ve ağaşalar şekilde gülümseyerek cevap verir.

 

DOĞU İMPARATORU: ellerinde bulundurdukları güç ciddi manada güçlü. sonuçta ne olursa olsun para güçtür. batı imparatoruna katılıyorum.. onları kullanarak ekonomilerini yönetebiliriz.

Arthur: sizler kimlerden bahsettiğimi anlıyorsunuz değil mi?! 

 

arthur öfke ile söyler kelimelerini. masada ki herkes suskunlaşır.

 

Arthur: para güçmüş… o güç çocukların kafalarına silah dayatıyorsa BATSIN! insanların gözlerini para hırsı bürümüş.. öyle ki masum bir canı öldürecek kadar büyük bir hal almış. eskiden insanların ilkeleri vardı. savaş da çocuklara, çevreye, kadınlara zarar verilmezdi. şimdi gözleriniz de tek gördüğüm para hırsı için yapabileceklerinizin sınırsızlığı… nice devlet yönetmeye çalıştı bunları lakin neticesi hep hüsranlık, ayrımcılık, bozgunculuk! şimdi sizler mi yöneteceksiniz? sizler sadece menfaatinizi düşünüyorsunuz…

 

masadakilerini suskunluk  kaplar.

 

Arthur: pusula ittifakı olarak yapacaklarınızı söylüyorum.  üç ana güç kuracaksınız. birinci güç vur-kaç gücü olacak ikinci güç yorucu güç olacak üçünü güç bitirici güç olacak. canavar akınlarına güneydoğudan başlayıp güneybatıda bitireceğiz. 180 derecelik canavar akın planı bu şekilde şekil alacak. ilk aşama bittiği zaman ikinci aşamaya geçeceğiz. ilk güç ile ikinci güç birlikte çalışacaklar ve canavarların etkilerini ciddi anlamda düşürecekler. en son üçüncü güç bitirici vuruşu yapıp ikinci aşamayı da tamamlayacak. üçüncü aşamaya gelince elit büyü ile kaplanmış uzak menzilli birlikler oluşturulacak. ilk üç güç görevlerini yaparken onlar uzaktan kritik vuruşlar yaparak destekte bulunacak. en son zeki canavarlara akın yaptığımız da dört kuvvet ve alan sabitleme güçleri kullanılacak. 360 derece canavarların etrafını havadan ve karadan olmak üzere elit kuvvetler hazırda bekleyecek ve canavarların kaçmasına izin vermeyecek. canavarlarla fiziksel temas da bulunan kuvvetler ise diğer aşamalarda ki gibi harekette bulunacaklar. bu 180 derece canavar akın planı sizlere açıklayıcı ve yüzdelik olarak dosya haline getirilip iletilecektir. maceracılar ve avcılar da isteğe bağlı ve istenilen kriterleri sağlarsa katılabilirler. dünya refahına ilk adım olacak bu aşama hakkında yorumunu veya fikrini dile getirmek isteyen var mı?

 

masada ki herkes dikkatle düşüncelere dalarlar lakin arthurun yaptığı planın üstüne başka bir fikir veya plan bulamazlar. ancak kafalarını kurcalayan tek bir soru vardır onu da ulodana kralı dile getirir.

 

ULODANA KRALI: planınız kusursuz ve noksansız… ancak diğerlerinin de akıllarını kurcalayan soruyu size iletmek isterim.

 

Arthur: buyurun.

 

ULODANA KRALI: bu plan başarısız olursa ne olacak?

 

Arthur: bu plan başarısız olmayacak. ancak sizlere kayıp vermeyeceğiz de demiyorum.. dökülen kanlarla geleceğin doğasını besleyeceğiz… yıkılan koca yiğitlerin cesetlerini toprağa karıştırıp kutsallaştıracağız… öyle bir an olacak ki toprağa sadece iki sıvı karışacak… kan ve gözyaşı. ben sizlere çok kutlu bir davadan söz ediyorum. biliyoruz ki büyük şeyler kan, ter ve yaş dökmeden kazanılmıyor. unutmayın, Tanrının kulları yer yüzüne gene hakim olacaktır! 

 

arthur konuştukça masadakiler coşkuya gelir. arthur konuştukça hepsinin gözlerinde savaş ve zafer ışıkları parıldıyordur.

 

Arthur: bunun dışında sorusu olan?

 

bir süre kimseden ses çıkmaz.

 

Arthur: o zaman ikinci aşamaya geçelim.

 

masadakiler pürdikkat arthuru dinlerler.

 

Arthur: 180 derecelik canavar akın planı başarıyla sonuç verdikten sonra ikinci aşama olan yapılanma projesini devreye sokacağız. biliyorsunuz ki akınlar tamamlandıktan sonra çok büyük bir alan açılmış olacak insanlara. insanlar içinde bazı kesimler bu boş alanlara hakimiyet ilan edip küçüklü büyüklü savaşlar çıkaracaklar. buna izin vermem. bundan dolayı bu alanları dört büyük imparatorluğa ve krallığa eşit paylar ederek vermektir. tabi bunları ben değil sizler ilan edeceksiniz. ne bir fazla ne bir eksik her şey bire bir dediğim gibi olacak. asıl sorun bundan sonra başlayacaktır. dört imparatorluğun ve kralın halkı yeni topraklarına hemen gitmek istemeyeceklerdir. çünkü o boş topraklar insanların yaşayabilecek bir konfor ve şartlar sağlamıyor. bundan dolayı kendi bölgelerinizi kendi tarzlarınız da bazı şartlar dışında benzer olmamak üzere düzenleyeceksiniz. altyapı, evler, ticaret alanları, eğlence noktaları, sanayi ve dahası. hepsini siz düzenleyeceksiniz. bu düzenlemeler devam ederken halkınıza kapıları daima açık tutun. bazı noktalar da halkın izleri olmalı. bunlar da yerine getirildiğinde geriye üçüncü aşama kalıyor. üçüncü aşamaya geçmeden ikinci aşama için fikirlerinizi dinlemek isterim.

 

arthur masadakilerine bakar ve masadakiler de arthura bakar. biraz zaman sonra masadan ses çıkmaz.

 

Arthur: bu sessizlik herhalde fikrinizin olmadığına işaret. o zaman üçüncü aşamaya geçelim. üçüncü aşama halka odaklı bir aşama. insan nüfusuna göre dünya çok büyük. bundan dolayı insan nüfusunu artırmaya başlayacağız. bekarları evlendireceğiz, çiftleri çocuk sahibi olmalarına ikna edeceğiz. bunu ise yüksek refah ve mutlu bir ortam sunarak yapacağız. ancak gelen geçen çocuk sahibi olamayacak. bu nüfus artışı çok dikkatli bir şekilde gözlemlenerek yönetilecek. geçmiş sıkıntıların tekrardan yaşanmasını istemiyorum. 

 

doğu imparatoru lafa girer.

 

DOĞU İMPARATORU: efendim, düşünceleriniz ve planlarınız gayet iyi lakin insanlarımızı artık nasıl besleyeceğiz? biliyorsunuz ki bu halk etten ciddi anlam da yoksun kaldı. pirinç ve sebze ürünleriyle bu zamana kadar geldiler. artık eskisi gibi et istedikleri çok açık. yeni düzenleme de eti nasıl sağlayacağız? eski yemek kültürünü nasıl geri getireceğiz?

 

arthur masaya bakarak biraz düşünür. sonra cevap verir.

 

Arthur: bu gücün ortaya çıkması ile et imkanı veren bir çok hayvan evrim geçirdi. büyükbaş ve küçükbaşlar olarak ciddi anlam da azaldı. evrilmiş şekilde öldürülüp etleri alınsa da zehirli oldukları ortaya çıktı. bunca zamandır bilim adamları bu zehrin panzehirini  bulamadı mı?

 

masada ki herkes kafasını yere eğer.

 

Arthur: peki bu gücün iyileştirici noktasını keşfedemediler mi daha?

 

gene kafaları masadan kalkmadı.

 

Arthur: ….. insanlık için bu görevi bizzat ben üstleneceğim. bu güç evrimleştirebiliyor o zaman evrimleştirmeyi geri de alabilir. bu gücü sağlayan parçayı bana verin. üzerine çalışmalar yapacağım.

 

masadakilerin gözleri umut dolar. 

 

BATI İMPARATORU: gerçekten yapabilir misiniz efendim?

 

Arthur: Tanrının gücü ve bağışlayıcılığı sonsuzdur. onun emriyle düzenlemiş bu kader onun izniyle de düzelebilir! kendinizi üzmeyin. Onun izniyle bu gücü çözümleyip insanlık için en büyük etkeni kazandıracağız. 

 

herkes umutla arthura bakar.

 

Arthur: bu güç olayıyla içimizdeki canavarlar meselesi bende.onların cezasını bizzat ben keseceğim. sizler ise derhal pusula ittifakı olarak harekete geçin ve gerekli düzenlemeleri hadda gerekli bilgileri halka paylaşın. 

 

herkes onay verircesine kafa sallar.

 

arthur masadan kalkar ve ardından diğer herkes de kalkar.

 

Arthur: bu bahsedilen gücün kaynağı kimde?

 

ULODANA KRALI: ulodana krallığında efendim.

 

Arthur: gölge de seninle birlikte ulodana krallığına ışınlanacak. parçayı sorunsuz bir şekilde gölgeye teslim et. 

 

ULODANA KRALI: emredersiniz.

 

Arthur: toplantıya katıldığınız için teşekkürlerimi iletirim. bir sonraki toplantı için sizlere haber edilecektir. şimdilik görüşmek üzere. 

 

masadan tek tek kaybolurlar. en son ulodana kralı kalır ve o da gölge ile ışınlanır. arthur ve adamları merkeze dönerler.

 

arthur çalışma masasına oturur ve üstatlar da arthurun karşısında ki masalara otururlar ve derin bir görüşme gerçekleştirirler.

 

nah etem: efendim, toplantı gayet güzel geçti. görevimiz refah anlayışı ile ilerlediğimiz bu toplantıda herkes ne yapması gerektiğini gayet iyi anladı. 180 derecelik canavar akın planın başarılı olup olmaması noktasında herkes de bir şüphe vardı. ancak sizin gurur verici ve bir o kadar da şüpheleri kıran konuşmanızdan sonra herkes cesaretlendi. ancak bu plan dışında ne düşünüyorsunuz efendim?

 

Arthur:…. bizler çok devreye girmeyeceğiz.. ancak planda olağandışı bir şey gelişti o zaman daha önceden konumlandırdığımız gölge birliklerimiz ve tank birliklerimiz devreyeye girecek. baktık olağandışı bir şey gelişmedi uzaktan planın ilerleyişini takip edeceğiz sadece.

 

nah etem: emredersiniz efendim. peki içimizde ki canavarlara ne yapacağız efendim?

 

Arthur: belki bu planın en heyecanlı ve en tatmin edici noktası olacak. ve bunu tüm halka göstere göstere yok edeceğiz.

 

nah etem: peki nasıl efendim?

 

Arthur: tabiki de varisimiz sayesinde. 

 

üstatlar şaşırır.

 

MEX: nasıl yani?

 

Arthur: herşeyi biz hazırlayıp ölüm şekillerine kadar biz organize edeceğiz. tek bir farkla o da halkın bu tüm işi kimin yaptığı olayında. tabiki de ulodana varisi bu kişilerin halkına eziyet ettiğinden ve insan ticaretine dahil olup masum insanlara zarar verdikleri için öldürmüştür. hem onlar ölmüş olacak hem de varis dünyaca önemli bir noktaya varacak. 

 

Alfa: onca insanı öldürmesi için orduya ihtiyaç vardır efendim. halk onca kişiyi nasıl öldürdü diye soru sorarsa nasıl cevap verecek?

 

Arthur: boşuna varis değil alfa. gizliden gizliye kendi gizli ordusunu kuracak. o gizli orduyu da ben temin edeceğim. 

 

Alfa: gölge askerlerden mi temin edeceksiniz efendim?

 

Arthur: gölge askerler de olacak tank ordusundan da olacak. karışık bir grup temin edeceğim ona. üçüncü emir olarak sadece varisi dinleyecekler. ikinci emir olarak liderlerini ilk emir olarak da efendilerinin sözlerini dinleyecekler. 

 

MEX: yani tam kontrolü varise vermiyoruz.. herhangi bir sıkıntı da bizler de devreye girebiliriz.

 

Arthur: bu kadar kuvvetli bir gücü asla insanlara tam teslimiyet veremeyiz. 

MEX: emredersiniz.

 

nah etem: peki efendim… bu güç olayını ne yapacağız? 

 

Arthur: hele bir geçsin elimize. üstüne düşünürüz.

 

nah etem: emredersiniz efendim.

 

arthur masasından kalkar ve ardından diğerleri de kalkar.

 

Arthur: evet beyler.. önümüzde uzun bir yol var.. bu yol dikenli yollardan, kırık cam parçalarından, anında kül eden ateşlerden oluşuyor. öyle ki gözlerimizin önünde bir insanlık bitecek ve yepyeni bir insanlık doğacaktır. geleceğin insanları geçmişin insanlarını duvarlardaki çizimlerden görecektir. aynı bu devrin insanları geçmiş insanlarına duvardaki çizimlerden izlerkenki gibi… tarih tekerrürden ibarettir. zamanı geldiğinde gezegenler arası savaşlar dahi dönebilir. her şey için hazırlıklı olmalıyız. 

 

üstatlar hep bir ağızdan

 

ÜSTATLAR: emredersiniz efendim!

 

arthur ve adamları peşpeşe dışarı çıkmaya doğru yeltenirken gölge ışınlanır lakin gölge de bir ilginçlik vardır. gölge ağır yaralıdır.

 

arthur bu sahne ile karşı karşıya kalınca ilkte şaşkına döner.

 

Arthur: gölge?

Sonraki Bölüm

Sonraki bölüm yok

    Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız