Mavi Sade Uzay Manzarali Dunya Masaustu Duvar Kagidi 2.png
10.BÖLÜM-DEVLETLER ARASI ANLAŞMA-

10.BÖLÜM -DEVLETLER ARASI ANLAŞMA-

  • 14 Şubat 2026 23:30:38
  • 0
  • 0
  • 0

10. BÖLÜM

DEVLETLER ARASI ANLAŞMA

 

arthur ihtişamın ve kudretin göstergesi olan toplantısına gitmeye başlar. toplantının yapıldığı yer uzay boşluğudur. normal bir insan orada 10 saniye dahi hayatta kalamaz. onlar bunun farkında olarak hayranlık duymuş şekilde arthuru merakla bekliyorlardır. 

 

arthur ihtişamlı ve asil bir şekilde toplantı masasına gelir. nah etem, MEX, alfa arthurun arkasında gelmektedir.

 

herkes korku ve merak dolu gözlerini arthurdan alamaz. onlar lafa girmeden arthur lafa girer.

 

Arthur: hoş geldiniz. umarım sizleri o kadar da bekletmemişimdir.

 

arthur makamına oturur.

 

Arthur: sizleri buraya çağırmam da ki sebep ben gelmeden önce önünüzde duran yasa ve kararnamelerin konu edindiği sebepten ötürü siz yüce imparatorları ve kralları davet etme gereği duydum. 

 

KUZEY  imparatoru: selam olsun size yüce olan. ben kuzey devletinin imparatoru MARK HÜRVOKS. size bir sorum olacak, hangi vazife ve hangi yetki ile bize bu yasayı ve kararnameleri sunuyorsunuz?

 

Arthur: sizin şu anda nefes almanıza müsade eden kişileriz.. kimileri bize ölüm meleği der kimileri de bize onlara ruhlarını, canlarını verdiğimiz yani anlayacağınız can meleği der. siz bunlara kafa yormayın kudretiniz yetmez. sizlerin ilgilenmesi gereken konu önünüz de ki belgelerde yer alıyor.

 

toplantı da herkes tekrar önlerinde ki belgelere bakar.

 

Arthur: savaş yasası sizler için kırmızı çizgidir. orada ki cezai işlemleri gözümü kırpmadan uygulaya bilirim bunu izlediğiniz canlı yayında anlamış olmanız gerekir. şartlar ve zaman sonucu dört devlet arasında ki savaş kaçınılmaz gibi duruyor. lakin sizleri buraya toplamamda ki sebepte tam olarak bu. belki orta yol buluruz ve hiç kayıp vermeden bu işi hallederiz. biz birbirimizle düşman olursak, insan insanı öldürmeye devam ederse aynı kandan aynı candan gelen toplum birbirini yok etmenın arzusunu güderse dışarıda ki gerçek düşmanlarımız bundan faydalanır bir kapı aralığı olarak görür biz bu halimiz ile uçurumun dibindeyken uçurumdan aşağıya düşmemeye çalışırken onlar gelir bizi o yüksek uçurumdan aşağıya iter. sonrasını söylememe gerek yok herhalde

 

herkes birbirine bakar ve içlerinden biri bir soru ile soru işaretleri dolu fısıltıları durdurur.

 

GÜNEY imparatoru: bizim bilmediğimizi apaçık siz biliyorsunuz. ne kadarını biliyorsunuz ya da ne kadarını biliyoruz şuan için bunu söylemek güç. lakin şunu halkını düşünen biri olarak sormak istiyorum.. bizi o uçurumdan itecek ve dediğinize göre .gerçek düşmanlarımız olanlar.. kimdir? 

 

arthur güney imparatorunun gözleri içine bakar ve biraz durdurduktan sonra konuşmaya başlar.

 

Arthur: bizler insanız ve insanoğlunun hüküm sürdüğü dünyadayız. kuralları biz koyar ve koyduğumuz kurallara gene biz uyarız. her hareketin her sözün ve her suçun bir karşılığı olduğunu gene bizler söyledik ve bunun için YASALAR ve MİLLETLERARASI ANLAŞMALAR VE KANUNLAR koyduk. dünya bizim evimiz ve biz dünya da bir aileyiz. yasalar, kanunlar ve nicesi de bu aile profilini net tutmak için çerçeve haline gelmiştir. şu anda etrafınıza bakarsanız uzay boşluğundayız. tabi buraya gele bilmeniz için benim iznimden geçmeniz gerekir ki şuan olduğunuz konuma gelebilesiniz.gördüğünüz bu uzay boşluğunun derinliklerinde hatta gördüğümüz noktalarında dahi her an bizi ele geçirmek isteyen yok etmek isteyen ve daha nice sebeplerden dolayı bize düşman olan varlıklar… insanoğlunun üstünde canavarlar ve üstün varlıklar mevcut. bizler için onlar bir tehdit ve onlar içinde biz bir tehditiz. güney imparatorunun sorusuna cevap olarak sözlerim tam olarak yerine oturmuştur umarım.

 

GÜNEY imparatoru: e-evet efendim.

 

arthurun son sözlerinden sonra masadakiler tedirginleşmeye yavaş yavaş soğukkanlılıklarını kaybetmeye başlamışlardır.

 

Arthur: sevgili imparatorlar ve kral. sakinliğinizi koruyun. şuan dahi olumsuzluğa düşersek, kendimizi kontrol edemez isek nasıl devletlerinizi ve krallıklarınızı kontrol edebileceksiniz?! bu tür detayları asla halkınıza hatta eşinize anlatmayacak ve bu sırrı ölene dek kendiniz de saklayacaksınız. anlaşıldı mı? 

 

herkes kafa sallar.

 

Arthur: güzel. şimdi başka sorusu olan?

 

DOĞU imparatoru: dediklerinize bakarsak karşımızdakiler çok sıkıntı kişiler. olası bir savaş da veya istila da karşı durabilir miyiz?

 

arthur asil ve güven veren sesiyle cevap verir.

Arthur: bizler bunun için varız. herhangi bir savaş da en büyük silahımız olan akıllarımızı kullanmaktan çekinmeyiz yeteri kadar barut ve bir kibriti ateşe vermekle çok büyük zararlar verebilirsin. barutumuz mevcut yeter ki ateş sönmesin. 

 

BATI imparatoru: o ateş sönerse efendim… kazanabilir miyiz?

 

Arthur: savaş sahasında ne olacağı belli olmaz. kazandım derken kaybedersin ve kaybettim derken zafer bayrağını göklere çekersin. kazanacağımıza inanıyoruz. 

 

ULODANA kralı: peki bizden ne istiyorsunuz?

 

arthur uzunca masadakilerine bakar ve sonunda konuşmaya başlar.

Arthur: sizden pusula ittifakını kurmanızı istiyorum.

her bir ağızdan ne sorusu çıkar.

 

KUZEY imparatoru: pusula ittifakı mı? 

 

Arthur: her biriniz yön imparatorsunuz kuzey,doğu,güney,batı bir de pusulanın ortasında ki yön gösterici olan çentik görevi gören ulodana krallığı. sakın unutmayın bu sizin ve dünyamız için büyük bir adım.

 

BATI imparatoru: bize ne kazandıracak peki?

 

Arthur: pusula ittifakı olduğunuz zaman askeri gücünüz, kaynaklarınız, ekonominiz, halk ve kültür genelgeniz pusula ittifakı adı altında bir olacak. imparatorluklar açıklarını diğer imparatorluklarla kapatacak. bu süreçte herkes istediğine ulaşacak. 

 

GÜNEY imparatoru: lakin imparatorluklar tek bir kişiyle yönetilmez.. bakanlar kurulu, askeri teşkilatlanma, ekonomistler.. bizler ne kadar çok baskı ve kural koysak da bir şekilde yasalara ve kanunlara aykırı şekilde davranıp yasadışı işlere karışabiliyorlar. dediğinizi yaptık varsayıyorum dediğim gibi bir sorun ortaya çıkarsa ne yapacağız.

 

Arthur: en başta imparatorluk içi ve hukuk da düzenleme yapacaksınız. yıllardır o tahtlar da oturuyorsunuz kimin ne olduğunu anlamış olmanız gerekir. gördüğün her açığı kapatacak yeni açıklar çıkarsa yada çıkarılırsa bulup adalet önüne çıkaracaksınız. pusula ittifakının üç ana başlığı olacaktır. birincisi ADALET ikincisi KUVVET üçüncüsü ise EKONOMİ. her imparator imparatorluğundan seçtiği birinin ya da bizzat kendisinin katılacağı ve en başta kuracağı adalet sarayına katılacak. pusula ittifakının adalet yüzünü temsil eden adalet sarayı sizlerin akıllarınızda ki bir çok soruyu ve sorunu ortadan kaldıracaktır ve adı PUSULA İTTİFAKI ADALET SARAYI olacaktır.. aynı şekilde pusula ittifakının kuvvet birliği olacak. her imparator askeri gücünün %55’ini pusula ittifakına bağlı kılacak. kuvvet birliğinin toplanacağı yer ise PUSULA İTTİFAKI KUVVET BAKANLIĞI. bunlar gibi ekonomide aynı şekilde olacak. her imparatorluk kendi ekonomilerinin %45’ini PUSULA İTTİFAKI EKONOMİ BAKANLIĞI’nda toplayacaklar. pusula ittifakını dört imparator ve kral tarafından seçilecek kişi yönetecek. biz bu konuyu size bırakıyoruz. gözlemlerini ve takibini yapacağız lakin yönetim ve karar verme aşamalarına karışmayacağız. 

 

masadakiler karar vermekte güçlük çekmeye başlamışlardır.

 

Arthur: bundan sonra karar sizin. ya savaş ya da ittifak. eğer ki savaşacaksanız sizlere verdiğimiz yasalara ve kararnameye uyacaksınız. eğer ki ittifak kuracaksanız da anlaşmayı bilecek aranıza ihtilaf tohumlarının ekilmesine izin vermyeceksiniz. 

 

herkes birbirine bakar. farklı düşünceler farklı fikirler gayrı o masa da yer almıyordu. artık karar veme aşamasına geçiliyordu.

 

KUZEY imparatoru: kuzeyin imparatoru olarak ben bu ittifak da yer almayı onaylıyorum. insanlarımız acı çekmektense bu tür anlaşmalarla eksiklerimizi tamamlamayız.

BATI imparatoru: kuzey imparatorunu sevmem lakin ilk defa doğru bir şey söyledi ve çok büyük şaşkınlıkla da ona katılıyorum. batı imparatorluğu bu ittifak da yer alacak.

 

DOĞU imparatoru: sessiz ve sakin bir yaşam severiz. kıyametimizde cennetimizde kendi içimizdedir. dış saldırıların tehlikesi mevcut ise artık birbirimiz ile olan savaşı bitirmeli bu sefer birlik olmak için çabalamalıyız. bundan dolayı doğu imparatorluğu pusula ittifakında yer alacak.

 

GÜNEY imparatoru: herkes diyeceğini dedi geriye de onay vermek kaldı. güney imparatorluğu pusula ittifakında yer alacak.

 

ULODANA kralı: krallığımız pusula ittifakında yer alacaktır.

 

arthur ayağa kalkar ve onunla birlikte diğerleri de ayağa kalkar.

 

Arthur: hepinizi tebrik ederim. savaşı bırakıp böyle bir orta yolda buluştuğunuz için. toplantıdan sonra ilk işiniz imparatorluk içi toplantı yapmanız ve bu sevindirici haberi onlara vermeniz. aralarında en çok kim sevinirse ona dikkat etmenizi tavsiye ediyorum. ondan sonra bir araya gelin ve resmi bir şekilde pusula ittifakını dünyaya duyurun. ben sizlere zaman zaman rehber edici tebliğler ve yönetmelikler gönderirim. eğer iş ciddiyse kanunlar çıkartırım. 

 

herkes kafa sallar.

 

Arthur: önünüzde ki yasa ve kararnameleri alınız yanınzda kalsın 

 

herkes alır.

 

Arthur: geldiğiniz için teşekkür ederim bir sonraki toplantıya kadar sağlıkla kalın. . 

 

hepsi baş selamı verdikten sonra geldikleri yerlere ışınlanırlar. herkes gittikten sonra geriye arthur ve adamları kalır.

 

MEX: efendim şimdi ne yapacağız?

 

Arthur: şimdi savaşa hazırlıklı hale geleceğiz. artık onunla görüşme zamanımız geldi. sistem!

 

sisteme bağlanılıyor

 

sistem ile bağlandı.

 

Sistem: efendi dinleniliyor?

 

Arthur: baş melek angela ile randevu ayarla. durumun acil olduğunu ilet.

 

Sistem. efendinin isteği alındı. baş melek angela ile görüşme talep edildi. talebiniz baş meleğe iletildi. 

 

Arthur: hadi merkeze gidelim. 

 

merkeze geçerler.

 

Arthur: yapmamız gereken başka bir iş var mı?

 

MEX: şuanlık yok efendim. 

 

Arthur: dünyada işler yerinde mi?

 

MEX: kötücül birliği ele geçirmemizin ardından bazı kişiler bir şeylerin yanlış olduğunu düşünmeye başladı. loncalar canavarlara olan akınlarını arttırmaya başladılar. yasadışı canavar ticareti ve aykırılara yardım desteği devam ediyor efendim.

 

Arthur: yasadışı canavar ticareti ve aykırılar mı?

 

MEX: evet efendim. 

 

Arthur: canavar ticaretinin yasal boyutu mevcut lakin yasadışı yapmalarının nedeni yasadışı olan örgüt ve gruplara yardım için mi?

 

MEX: evet efendim. bildiğiniz üzere yeni dönem de insanoğlu güçler kazanmıştı. bu gücü canavarlarda edinmişti ki o hale gelebilmişlerdi. bu güce vakıf olan insanlar aşamalarını veya güçlerini daha da yükseltmek için temel güce ihtiyaçları vardır. bu temel güç ise evrimin başlangıcında ki güçtür. bilim adamları bu gücü sadece bir kez kazanılabilir şekilde ayarlamışlardı. tabi bu gücün %5’ini resmiyette olağanüstü fiyatlara satıyorlar. parası olan gidip alabiliyor lakin olmayanlar ise başka yollar arıyor. canavar öldürerek güç kazana bildiklerini anladıkları an herkes canavarlara saldırmaya başlamıştı efendim. canavarların seviyesine göre güç verimliliği değişiyordu tabi ancak bununla birlikte avlamakta zorlaşıyordu. özel simyacılar tarafından canavarın kanından özgüç çıkartılıp istenilen kişiye uygun şekilde veriliyordu. bu sıvı olarak hava olarak katı olarak değişiyordu. 

 

Arthur. yani diyorsun ki canavarların seviyesi ne kadar yüksekse öz güçleri de o kadar saf ve yüksek. demek yasadışı canavar ticaretinde ki olay gitsinler kendilerini öldürsünler canavarı alıp getirsinler ve satsınlar. canavarı alanlar ise kendilerini güçlendirip daha da güçlü şekilde bozgunculuk ve katliam yaratsın. 

 

nah etem: aslında efendim amaçları bozgunculuk çıkarmak değil. sonuçta bunlar bir örgüt hem de köklü bir örgüt. ticaret ağları tüm dünyayı sarmış durumda. normal vatandaş da isteğine bağlı gidip alışveriş yapabiliyor. öyle ki orada sadece özgüç satılmıyor canavarlar ham madde olarak kullanılmış silahlar, zırhlar, kalkan ve oklar, güçlendirilmiş savaş araçları, güçlendirilmiş evcil canavarlar. bu alışveriş sisteminden dolayı kimse onlara bir şey demiyor. onlar kendilerini tarafsız gösteriyor efendim. 

 

Arthur: …… orayı gözetin sıkıntı istemiyorum. ayrıca bu suç örgütlerine de bakın neredelermiş kimlermiş nelermiş detaylı araştırın.

 

MEX ve nah etem: emredersiniz!

Arthur: çıkabilirsiniz.

 

herkes baş selamı verir ve arthurun huzurundan çıkarlar.

 

arthur çalışma masasına geçer ve önündeki belge ve dosyaları incelemeye başlar.

 

bir süre sonra gölge arthurun huzuruna gelir.

 

gölge: efendim.

 

Arthur: söyle gölge.

 

gölge: efendim çocukların bulunduğu köye canavar saldırısı olmuş.

 

arthur elindeki yazan kalemi durur ve bir süre önündeki sayfalara bakar.

 

Arthur: kayıp var mı?

 

gölge: mevcut..

 

arthur aurasından belli olan öfkesiyle ayağa kalkar.

 

Arthur: kaç kişiler?

 

gölge: canavarların sayısı yüzden fazladır efendim..

 

Arthur: derhal köyü güvence altına alın tüm siviller güvenle korunsun! biz de yola koyulalım.

 

gölge: emredersiniz efendim.

 

arthur ve gölge köye ışınlanılır ve hava da asılı şekilde görürler ki canavar ordusu ve akademi profesörleri ve onların başlarında müdürleri canavarlarla mücadele içinde. köyün yarısı yok olmuş durumda.  

 

Arthur: çocuklar ne durumda?

 

gölge: güvenle köyden uzaklaştırıldılar efendim.

 

Arthur: akademiden yaralı ya da kayıp var mı? 

 

gölge: ona yakın akademisyen ve elliye yakın üst öğrenci yaralı durumunda. şuan ölü mevcut değil.

 

Arthur: canavarlar da durum nedir?

 

gölge: 50 düşük seviye canavar 40 orta dereceli canavar 10 üst düzey mutant mevcut efendim.

 

Arthur: canavarların bir anda köye istila etmesi normal değil. bu köy düşük canavarın bölgesine olan sınır kısmına yakın olabilir lakin orta seviye canavarların bölgesine değil.. üstüne on üst düzey mutant.. biz tüm kötücül doktorları toplamadık mı gölge? 

 

gölge: topladık efendim.

 

Arthur: peki bu üst düzey mutant nereden geldi?

 

gölge: ……

 

Arthur: demek kuytu köşe de sakalananlar var! sorun değil istedikleri kadar türesinler öldürmekten sıkılmayacağım!

 

gölge: efendim yardımda bulunacak mıyız?

 

Arthur: düşük seviye canavarlar akademi şartlarına göre kolay lokma. orta seviye canavarlar ise akademi öğrencilerini zorlayabilir. 

 

gölge: üst düzey mutantlar?

 

Arthur: sorun da onlar gölge. akademide bulunanlar arasında en güçlüleri müdür ve müdür de en fazla beş üst düzey mutant yok edebilir.. sonuçları çok sıkıntı olur lakin bunu başarabilir

 

gölge: beş tanesini öldürse dahi.. diğer beş tanesi hem akademi için hem köy için çok büyük bir sorun olur.

 

Arthur:…… 

 

arthur savaş alanına girer ve müdürün yanına ışınlanır. arkasında hemen gölge takılır ve müdürün meşgul olduğu canavarı arthur tek bir parmak şıklatmasıyla yok eder ve müdüre bakarak konuşmaya  başlar.

 

Arthur: alitta bey gördüğüm kadarıyla yoğunsunuz.

 

Alitta: gördüğünüz gibi arthur bey onlar saldırır biz savunuruz.

 

Arthur: görüyorum. sonuçlar ne durum da.

 

Alitta: sonuç çok kötü. 

 

Arthur: siz koca akademinin müdürsünüz bir iki haddini bilmezle başa çıkamayacak mısınız?.

 

Alitta: sizinle laf dalaşına girmeyi düşünmüyorum çünkü daha öncelikli işim var.

 

Arthur: böyle giderse kazanamayacaksın.

 

Alitta: ben her şeyden önce bu devleti ve devleti devlet yapan milleti koruyacağıma şerefim ve kılıcım üzerine yemin etmiş biriyim. bu yolda ölmeyecekse bu fani beden hangi yolda ölmesini bekleyeceğim ki?

 

Arthur:….. bugün kimse ölmeyecek!

 

Alitta: imkansız.. karşı taraf çok güçlü! şimdi dahi yaralımız çok.

 

Arthur: insanı ayakta tutan tek şey umuttur! umudunuzu yitirmeyin. korurken ölmeyi şeref bildiğin halkın şuan ki tek umudu sensin.. eli silah tutan herkes! lakin görüyorum ki siz şimdiden ümitsizliğe kapılmışsınız!

 

Alitta: ne yapmamızı bekliyorsun? görmüyor musun! herkes tek tek düşüyor. 

 

Arthur: ölmüyorlar ama! liderleri olarak tek cümle ile onları ayağa kaldırmalısın!

 

Alitta:……

 

Arthur: sana yardım etmemi istiyor musun?

 

Alitta: nasıl yani?

 

Arthur: köyün güvenliği senden sorumluydu. lakin güvenlik yetmez oldu. ancak sana yardım edersem seni kimse yenemez!

 

Alitta:…. karşılığında ne istiyorsun?

 

Arthur: zamanı geldiğinde senden bir şey isterim ve sen de yaparsın ödeşmiş oluruz.

 

Alitta: peki tamam şu an ne kadar güç kazanabilirsem kar. kabul ediyorum. 

 

Arthur: şahit olarak gölge yeterli değil mi gölge.

 

gölge: rulov akademi müdürü alitta ve efendim Arthur world un arasındaki sözlü antlaşmaya şahitlik ettim.

 

arthur uzay boşluğundan her şeyi kesen bir kılıç çıkartır. 

 

Arthur: bu sade ve gümüş renginde olan kılıç her şeyi keser. lakin sakın unutma bu kılıcı sadece canavarlar için kullan ve namusun gibi koru. eğer ki kılıç bir masumun kanı ile yıkanırsa gümüş renk kırmızıya döner ve sahibinin sonra tüm insanlığın sonu olur.

 

arthur kılıcı alittaya uzatır.

 

alitta arthurun tuttuğu kılıca bakar ve en sonunda kılıcı kabul eder.

 

kılıç yeni sahibini kabul eder  ve bölgeye altın ışık saçarak duyurur.

 

Alitta: bu kılıç nedir böyle?!

 

Arthur: bu kılıç senin değil. bu kılıç hak edenin yanındadır. sen kılıcı seçemezsin kılıç’ın, yoldaşın seni seçer. bir gün geldiğinde uygun gördüğün kişiye kılıcı teslim et.

 

alitta kafasıyla onay verir.

 

Arthur: görevini yerine getir müdür! bölgeni ve halkını koru. 

 

arthur son sözlerini söylerken müdürün yanından ayrılır. müdürün yanından sonra ikinci gideceği yer çocukların yanı olur

 

çocuklar gölgenin özel adamları tarafından köyden uzak bir yerde korunmaktadır.

 

Arthur: çocuklar!

 

gon ve ariya: abi!

 

arthur ve çocuklar sarılarlar.

 

Arthur: iyimisiniz? yaralandınız mı?.

 

gon: hayır abi yaralanmakdık.

 

arthur ariyaya ve gona uzunca bakar ve çocuklara sıkıca sarılır.

 

Arthur: korkmayın abiniz burada! 

 

sarılamadan sonra arthur ayağa kalkar.

 

Arthur: gölge gon ile ariyayı alın ve merkeze götürün. 

 

gölge: emredersiniz efendim.

 

ariya: a-abi ya sen? sen de bizimle gel.

 

Arthur: korkma küçük fıstığım korkma. burada halletmem gereken bir iki  şey var sonra yanınıza geleceğim. 

 

ariya: söz mü?

 

Arthur: söz!

 

gon ve ariya gölgeni önderliğinde merkeze geçerler. Arthur ve çağrılan adımı nah etem savaş alanına geri döner.

 

Arthur: savaş ilk senaryoya göre kısa sürdü. 

 

nah etem: müdür alitta ya verdiğiniz kılıç sayesinde efendim. 

 

Arthur: ne kadar köy desekte ilçe burası. nüfus yoğunluğu ve konumu bakımından önemli bir yer. avcılar ve maceracılar akımın merkezi! buraya kim saldırmak istesin ki? 

 

nah etem: devletler arasında ki savaş kimin işine yarayacaksa bu onun işidir efendim. 

 

Arthur: nasıl yani?

 

nah etem: kuzey imparatorluğu ile güney imparatorluğu önemli bir noktadır çünkü dikey çizgi devletleridir. aynı şekilde batı imparatorluğu ile doğu imparatorluğu da önemli bir noktadır çünkü onlarda yatay çizgi devletleridir. birinden biri olmazsa, yıkılırsa sistem bozulur. çünkü dikeyi dikey yapan yataydır yatayı yatay yapanda dikeydir. yani 1+1=1 formülüdür. ancak dikey ve yatayın buluştuğu nokta merkezdir ve bu merkez de bir krallık vardır. dört büyük devletin aurası ve yüceliği merkez de kaynamaktadır. buda sert ve dehşetli insan nüfusunu ortaya çıkartır. ulodana gibi. bilgilerimize göre krallık da aile içerisinde güç ve varis savaşı varmış. içlerinden biri bu savaşı dışarı taşımak istiyor. bundan dolayı da o kişi dört büyük imparatorla arasını çok iyi tutup kardeşleri ve kralının haberi olmadan mükemmel planlar kurarak onları adı altında devlet stratejiler kurup isimlerini lekeleyen bir husranlık hazırlayıp onları herkese rezil etmeye çalışıyor. o kişi ulodana kralının ortanca oğlu KARL ULODANA.

 

Arthur: büyük imparatorluklarla arasını iyi tutuyor ve babasının yaşlılığını kullanarak kendisini varis olarak gösteriyor sonra da kardeşler arasında soğuk savaşa hile hurda karıştırıp onları geri plana atımak istiyor öyle mi?

 

nah etem: her şey kral olabilmesi içinmiş efendim..

 

Arthur: insanların bu mevki ve güç hırsı.. farkında dahi olmadan bu hırsları yüzünden ne kadar masum ölüyor! ulodana kralı kendi varisini seçmiş miydi?

 

nah etem: herhangi bir bilgi yok efendim. 

 

Arthur: demek ki söylememiş. kaç kardeşlerdi bunlar?

 

nah etem: üç. en büyükleri kız ikincisi erkek ve üçüncüsü de erkek.

 

Arthur: en küçükleri kaç yaşında?

 

nah etem: 4 yaşında efendim.

 

Arthur: 4 yaşında mı? bizim ihtiyarda yaş geçmiş iş bitmemiş anlaşılan. 

 

nah etem: öyle görünüyor efendim.

 

Arthur: tahminimce ablası 30-35 vardır karl 20-25 vardır.

 

nah etem: doğru tahmin efendim. karlın ablası 34 yaşında ve kendisi 23 yaşında biliyorsunuz lakin en küçük kardeşleri de 4 yaşında.

 

Arthur: merkez krallığa haber uçur nah etem.. sen ve ben tüccar bir kişilik ile oraya gideceğiz. bizim geleceğimizden sadece ulodana kralının haberi olsun.

 

nah etem: emredersiniz efendim.

 

Arthur: hadi bakalım… orada bizi ne tür maceralar bekliyor görelim..

 

Sonraki Bölüm

Sonraki bölüm yok

    Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız