15.BÖLÜM
ARAYIŞ VE YENİ HAZIRLIKLAR
arthur ve gölge major ile vedalaştıktan sonra merkeze dönerler. arthur tahtına geçer ve üstadlar hazır şekilde arthurun huzurunda beklerler.
Arthur: evet beyler herhangi bir gelişme var mı?
MEX: efendim 180 derecelik canavar akın planı için emrettiğiniz gibi adamlarımız belirli merkezlerde hazır. tüm birliklerimiz her bir insanın gölgesinde hazır halde beklemekte. gölgenin ulodana krallığında karşılaştığı kişileri hala arıyoruz.
Arthur: nereler de arıyorsunuz?
MEX: hem insanların yaşadığı topraklar da hemde canavarların yaşadığı topraklar da.
Arthur: pusula ittifakında durum ne?
MEX: devletler toplantısında da bahsettiğiniz her konu pusula ittifakında geçti ve onay kararı çıktı. her devlet halkına duyurularda bulundu ve her yere pusula ittifakının duyuru afişleri asıldı. şimdiden bile milyonlarca maceracı başvuru yaptı.
Arthur: güzel. bunun dışında başka gelişme oldu mu?
MEX: hayır efendim.
Arthur: beyler! karşımız da ciddi bir düşman var! onlar bizi biliyor lakin biz onları bilmiyoruz.. bilgi güçtür.. 1-0 onlar bizden önde!! ciddiyetin farkında olun ve hızlı bir şekilde kim olduklarına her türlü bilgiyi istiyorum..
TÜM ÜSTADLAR: emredersiniz efendim!
Arthur: dağılabilirsiniz.
üstadlar hızla dağılır. arthur tahtında oturmuş yere bakarak düşüncelere dalmıştır. bir süre sonra arthur dışarıya çıkar ve berrak göğe bakar.
Arthur: gökyüzünde huzur vardır…
arthurun yanına nah etem gelir.
nah etem: efendim iyi misiniz?
Arthur: bana iyi olacağım bir haber getirdiysen eğer olacağım.
nah etem: maalesef efendim.. daha bir gelişme yok.
Arthur: düşündüğüm gibi..
nah etem: efendim karşımızda ormanlık mevcut… isterseniz biraz yürüyelim.
arthur nah etemin tarif ettiği yere bakar ve gitmeye karar verir.
Arthur: tamam nah etem.. gidelim.
arthur ve nah etem büyük ormanın içinde gezmeye başlarlar.
nah etem: böyle güzel manzaraları binlerce hatta milyonlarca kez görmüş olabilirim efendim ancak her seferinde hayran oluyorum..
arthur ormanın derinliklerine doğru hareket ettikçe nah etemin bahsettiği güzelliğin farkına varmaya başlar. upuzun ağaçlar, binbir çeşit bitkiler, çiçekler ve en güzel süs olan güneşin ağaçların arasından toprağa varışı…
Arthur: muhteşem… tanrının sanatı.
nah etem ve arthur biraz daha ilerlerken ileri sağdan gelen bir kargaşa sesi duyarlar.
nah etem: efendim?
Arthur: duydum nah etem.. ileri de bir şeyler oluyor!
nah etem: ne yapmamızı istersiniz?
Arthur: olay yerine varalım lakin gizli bir şekilde.
nah etem: emredersiniz.
arthur ve nah etem gizlenerek olay yerine varırlar. gördükleri manzara korkunçtur. yerde yatan kadın cesetleri ve bir araya toplanmış erkekli kızlı mahsur maceracı ve yerde yatan kadın cesetleri yiyen iki kola sahip iki bacağa hafif kambur duran köpek dişleri uzun, canavarımsı insanımsı varlıklar görürler.
Arthur: nah etem…. bu manzara da ne?!
nah etem:….. bunlar… insan efendim.
Arthur: insan mı?
nah etem: diğer insanlara göre biraz farklı türden. bunlar insan eti ve insan kanıyla yaşarlar. insanların evrimleri %40 oranında karakterleri yapısına göre şekillenir. örnek olarak bunlar.. insan eti yiyecek kadar gaddar insan kanı içecek kadar da merhametsizler… evrimleri de gördüğümüz fiziksel yapıya göre şekillenmiş.. güçleri de aynı şekilde.
Arthur: dünya ne dehşetli bir yermiş… güzelliğini övdükçe içinden pislik çıkıyor!
Arthur: gölge ekibi hazır da mı?
nah etem: biz merkezden çıktığımız andan bir hazırlar efendim.
Arthur: güzel. içlerinden biri hariç herkesi öldürsünler..
arthur söylediği gibi özel gölge ekibi devreyeye girer ve yüksek ağaçlardan mermi gibi adamların üstüne inerler ve saniyeler içerisinde çoğunu öldürürler. özel gölge ekibinin lideri söylendiği gibi içlerinden birini yaşatır ve arthura getirir.
gölge lideri: efendim, emirleriniz üzere bu hariç tüm hedeflenen düşmanlar yok edildi. geriye 3 kız 4 erkek bağlanmış maceracı grubu ve yerde ağır yaralı 1 kadın avcı, 3 erkek 2 kadın olmak üzere 5 avcı ölü bulundu.
Arthur: bunu merkeze götürün sorgusu o zaman alınacak. ağır yaralı olan kadını hızlıca hastaneye götürün.. ölmüş olan avcılarımıza da onlara yakışır şekilde mezarlar kazın.
gölge lideri: emredersiniz efendim.
Arthur: çekilebilirsiniz.
gölge lideri yakaladıkları adam ile ekipçe ortadan kaybolurlar.
nah etem: efendim bağlı olanları ne yapacağız?
Arthur: sivil bir şekilde yardımda bulunalım.
nah etem: emredersiniz efendim.
arthur ve nah etem sivil bir elbise ile bağlı maceracıların yanına giderler.
erkek maceracı: HEEEEEEY BİZİ DUYAN YOK MUUU???
erkek maceracı arthur ve nah etemi görünce sevinmeye başlar.
erkek maceracı: şükür ki birileri geldi!!
arthur ve nah etem bağlı olan grubu çözer. maceracılar kendilerine gelirken içlerinden biri böbürlenerek konuşmaya başlar.
erkek maceracı: sonunda bizi bulabildiniz. biraz daha geç kalsaydınız sizi yok etmiştim.
Arthur: biz sizin hizmetçiniz değiliz. insanlık namına bir iyilik yaptık lakin karşılığı böyle bir tavır.. belki de sizi hiç kurtarmamalıydık!
erkek maceracı: haklısın dostum.. her iyiliğin bir karşılığı olmalı… ne kadar istiyorsun?
arthur aşağılayıcı bir gülümseme ile erkek maceracıya cevap verir.
Arthur: Bir teşekküre milyonları değişmem.
arthur sözünden sonra maceracılara sırtını döner ve nah etem ile birlikte uzaklaşır.
arthur ve nah etem uzaklaşırken maceracılar kendi aralarında durum analizi yaparlar.
erkek maceracı: eh peki kendisi bilir. ben teklifimi yapmıştım.
kadın maceracı: öyle görünüyor ki parayla satın alınabilecek bir tip değil.. giyimine de bakarsak.. sivi olmalı… civar köylerden birinde yaşıyordur.
erkek maceracı: şuana kadar para her şey demektir. paran yoksa sende yoksun demektir!
kadın maceracı: o senin ve senin gibilerin düşüncesi! asıl gereken karakterdir.
erkek maceracı: eh peki… bunları ne yapacağız?
kadın maceracı: ilk önce merkeze bildireceğiz.. sonra gerekeni yani bize bu tuzağı kim kurdu onu bulacağız.
erkek maceracı: ya onu ne yapacağız? bizi kurtaranı yani..
kadın maceracı: bilmiyorum.. sivil birine benziyor. raporlara “ormanda dolaşan iki köylü genç” diye geçeriz.
erkek maceracı: tamamdır o zaman.. haydi yola koyulalım.
sağ kalan maceracılarda olay yerinden hızla uzaklaşırlar o sırada arthur ve nah etem aynı şekilde ormanı dolaşmaya devam ediyorlardır.
nah etem: efendim biraz daha sakinleşebildiniz mi?
Arthur: sakinleşmek mesele değil nah etem. asıl mesele karşımızda, gözlerimizin önünde dönen ve dönüşen bu dünyayı nasıl dize getireceğiz! işte asıl mesele bu.
nah etem: efendim omuzlarınızda büyük bir yük var.. ancak siz bu durumdayken yoldaşlarınız nasıl güç kuvvet kazanabilir? onların en büyük motivasyon kaynağı liderleridir.
arthur bir iki adım daha atar ve sonra dönüp çimenliklere oturur. nah etem de karşısında ayakta durur.
Arthur: ya ben neyden güç alacağım nah etem? şuan yerle bir olmuş durumdayım!
nah etem: …..
nah etem çevrede bir sürü uzun ince sopalar görür. elleriyle birsürü sopayı toplar ve arthurun karşısına koyar.
nah etem: efendim geçmişte bir tane ustam vardı. bana bir görev vermişti ve ben onu layıkıyla yapmamıştım. ustamın karşısında aynı sizin gibi duruyordum.. hayal kırıklığına uğramış, kendisine olan güveni neredeyse bitmiş, elinden hiçbir şey gelmiyormuş gibi hissetmiştim.. ustam bunlara benzer odunlar getirmişti karşıma. “evlat hiçbir şeyi tek başına yapamazsın. eğer ki üst üste gelen sorunlar karşısında tek başına ayakta durmaya kalkarsan
nah etem konuşurken sonlara doğru yerden bir tane odun parçası alır ve iki eliyle ortadan ikiye kırar.
nah etem: işte bu odun parçası gibi ikiye yarılırsın. ancak onca sorun sıkıntı karşısında yanında durabilecek dostlar edinirsen
nah etem bu sefer yerden bir çok odun parçası alır ve iki eliyle ortadan ikiye ayırmaya çalışır lakin başaramaz.
nah etem: aynı bu odun parçaları gibi yıkılmaz olursun. bundan dolayıdır ki başa çıkamayacağın sorunlardan kaçma lakin tek başına dimdik de durma. ikinci plana at ve ne zaman ki güvendiğin dostlar bulursun o zaman sorunun üstüne git. “
nah etem böyle konuşunca arthur yavaş yavaş içindeki sıkıntısından kurtulmaya başlar.
nah etem: bundan dolayı lütfen tüm yükü sırtlanmayın. bizlere de ayırın.
arthur bir mutlulukla ayağa kalkar ve nah eteme alt-üst ilişkisini yıkarak dostça sarılır.
arthur, nah eteme olan sarılması bittikten sonra nah etemin omuzlarından tutar ve gözlerine bakarak konuşmaya başlar.
Arthur: sözlerin ilaç gibi geldi nah etem.. sağolasın. içimdeki anlamsız huzursuzluk ve ağrı gitti. yanımda sizler oldukça sırtım yere gelmez. hadi merkeze gidelim.
nah etem: emredersiniz efendim.
arthur ve nah etem merkeze giderler.
arthur tahtına oturur ve ardından üstatlarda koltuklarına oturur.
Arthur: şu ana kadar sizlere olan güvenim nötrdü… sizlerle bir yola çıktığımında farkındaydım. ancak hemen herşeye alışmak onlarla aynı yolda, omuz omuza vuruşmak imkansızdır. sorunlar ve mutluluklar belli eder bağlılıkları. şu zamana kadar bana olan bir yanlışınızı görmedim. bundan mutluluk duyuyorum. ancak artık eminim… sizlere olan güvenim tam. görevimiz neticesinde zarar da göreceğiz, sorunlar da yaşayacağız! ancak bu “yıkıldık” manasına gelmesin. bizler burada birçok makamı temsil ediyoruz. hem savaşı, hem barışı, hem ilmi, hem adaleti, hem ölümü hem de yaşamı! saygıdeğer üstatlarım! bu yolun sonunda ölüm de var yaşam da. benimle hala bu yolda yürümeye var mısınız?
üstatlar birbirlerine bakar ve aralarından ilk nah etem ayağa kalkar.
nah etem: ben ölümüne varım efendim!
nah etemin ayağa kalkmasıyla birlikte diğerleri de ayağa kalkar ve hep bir ağızdan söylerler.
üstatlar: ÖLÜMÜNE SİZİNLEYİZ EFENDİM!
arthur ayağa kalkmış ve coşku ile bağıran üstatlarına bakarak mutluluk ve gurur duyar.
Arthur: varolasınız. dünyayı didik didik aradığımız düşmanlarımız belli. önceliğimiz insanlığa zarar gelmemesi. ondan sonra onları bulup ne amaçladıklarını öğrenmek. bundan dolayı daha dikkatli ve daha ince düşünmek zorundayız. yerin yedi kat altında da olabilirler… ya da yerin yedi kat üstünde de..
Mex: diğer üstatlarımızla birlikte detaylı bir tarama yapıyoruz efendim. yer, yerin altı ve yerüstü her yere bakıyoruz.
Arthur: hmm.. eğer hiç bir yerde bulamıyorsak o zaman onlar da bizim gibi görünmez.
nah etem: onlarında böyle bir gücü olduğunu mu söylüyorsunuz efendim?
Arthur: neden olmasın? sonuçta amacımız belli biz doğru yolu kurmaya çalışırken onlarda bozmaya çalışıyor… ve en kritik nokta ise hepsi gizli gizli yapılıyor.
Mex: öyle ise nasıl bulacağız efendim?
Arthur: bekleyeceğiz. tüm dünyaya adamlarımızı yolladık. elbet bir yerden çıkacaklardır. ondan sonrası kolay.
Mex: emredersiniz efendim.
Arthur: pusula ittifakının 180 derecelik akın planı için hazırlıkları ne durumda?
Mex: hazırlık aşamalarındalar efendim. dört devlet ortak bir birlik kuruyorlar. bu birlik için gerekli ekipman ve bütçe ayarı da mevcut.
Arthur: güzel. gölge ve tank ordusundaki özel birliklerimiz de hazır da olsunlar. kolaydan zora ilerliyoruz bundan dolayı yanlış yapma olağınımız olmamalı.
üstatlar ayağa kalkar ve hep bir ağızdan konuşurlar.
ÜSTATLAR: emredersiniz efendimiz!!
arthur da ayağa kalkar.
Arthur: size güveniyorum. şimdi herkes iş başına.
arthur ve nah etem hariç herkes işine dönmek için arthurun huzurundan ayrılır.
arthur tek parmak şıklatmasıyla salonun ortasına dev 3D dünya çıkar. onun hemen karşısına da çalışma masası. arthur dev dünyaya doğru yaklaşır ve didik didik inceler.
Arthur: asya da değil, çöller de değil, batı da değil… nerede olabilirler!
nah etem: daha fazla bakmaktan başka bir şey gelmez elimize efendim.
arthurun gözüne bir yer takılır.
arthur hızlıca karşısında ki dev 3D dünyayı dikey olarak döndürür ve karşısına antartika çıkar.
Arthur: buraya baktık mı?
nah etem: hayır efendim.
Arthur: neden?
nah etem: antartika birçok canlı için yaşanılmaz bir yer. çok az sayıda insan bulunabilir orada. gölge adamlarımız o insanlarla birlikteler. ancak oradan da birşey çıkmadı.
Arthur: öyle mi.. o zaman orayı görmek isterim.
nah etem: efendim o bölge zeki ve yüce canavarların sınırının olduğu bölgedir. evrimin gerçekleşmesi ile hızla eriyen buzullar hava koşulların şiddetlenmesi sonucu tekrardan donmaya başladı. insan nüfusunun şiddetli düşüşü ile birlikte küresel ısınma durdu ve küresel ısınmanın getirdiği sorunlar ortadan kalkmıştı. ancak soğu seven evrimleşen hayvanların ilk gittiği yerdir orası. bundan dolayı yüksek sıkıntı barındırır.
Arthur: mükemmel. sen böyle anlattıkça gidip göresim daha da arttı. mex!
mex bir anda arthurun yanına gelir.
Mex: emredin efendim.
Arthur: nah etem ve ben antartikaya gidiyoruz. detaylı bir inceleme yapacağız. gölge ordusundakiler orada hazırda beklesinler. herhangi bir savaş durumunda harekete geç orduları harekete geçir. ben emir vermedikçe de ateş edilmesin ve savaş açılmasın.
Mex: emredersiniz efendim. yolculuğunuz boyunca güvenliğiniz en üst düzeyde olacaktır. nasıl seyahat etmek istiyorsunuz?
arthur dünyaya bakarak düşünür ve en sonunda karar verir.
Arthur: insanoğlunun elindeki toprak yüzölçümü sınırlı ve küçük. ancak bu sınırların dışında çok büyük bir dünya var. insanoğlunun çekildiği topraklar olsa da eski adıyla arjantin üzerinden antartikaya gitmek istiyorum. buradan arjantine ışınlanarak gideceğiz. arjantin’den antartikaya ise gemi seyahati yapacağız.
nah etem: efendim direkt antartikaya ışınlansak olmaz mı?
Arthur: gidebiliriz tabi.. ancak arjantin, antartikanın nabzı olacaktır. bundan dolayı orayı da görmem gerekiyor.
nah etem: emredersiniz efendim.
Arthur: o zaman rotayı da ayarladık. biz varmadan arjantin’in Isla Homos adasnın yakınlarına gemi ayarla. arjantin de ki incelememiz bittiğinde oraya gideceğiz.
Mex: emredersiniz efendim.
Arthur: gidebilirsin mex.. ben yokken buralar sana emanet.
Mex: gözünüz arkada kalmasın efendim.
Arthur: peki.. nah etem haydi biz de yola çıkalım.
nah etem: efendim yola çıkmadan çocukların yanına uğrayalım mı?
Arthur:….. uğrasak iyi olur…
nah etem: bence de efendim..
arthur ve nah etem çocukların yanına ışınlanırlar. evin kapısını arthur çalar ve kapıya doğru koşar adımların sesi duymaya başlarlar. kapıyı açan ariyadır.
ariya: hoş geldin abiii..
ariya arthur’a sarılır ve arthur da ariyayı kucağına alır.
Arthur: güzellik buldum prensesim. abin ve diğerleri neredeler?
arthur hem soru sorarken içeriye girer ve ardından nah etem de arthurun karkasından içeriye girip kapıyı kapatır.
ariya: abim çalışma odasında.. yeni gelen abla ise mutfakta çocuklar ise salonda oyun oynuyorlar.
arthur salona doğru geçerken ariyayı dinler. ariya cümlesini bitirirken arthur salona gelir ve ariyayın tarif ettiği gibi salonda oyun oynayan çocukları görür. arthur ilk başta çocuklara çok sert bakar ve ardından ariyayı kucağından yere indirirken konuşur.
Arthur: Çocuklar!
salondaki çocuklar ve ariya korku ve ciddiyetle arthura bakıp arthuru dinlerler.
arthur konuşurken korkunç ve kalın sesi yavaş yavaş incelir ve yüzü ciddiyetten gülen yüze dönüştüğü gibi sesi de enerji ve mutluluk vermeye başlar.
Arthur: burada oyun oynanmaz. o yüzden haydi bahçeye çıkalım ve orada ebelemece oynayalım!
salondaki çocuklar ve ariya, arthurun değişimini gördükleri zaman içlerindeki korku gider ve yüzleri gülmeye başlar. arthur’un dediğini yaparlar ve arthurun iki elinden kolundan tutup gülüşme sesleriyle bahçeye çıkarlar.
arthur adım adım bahçeye çıkarken ardından nah etem de arthuru takip ediyordur.
en sonunda bahçeye çıkarlar ve çocuklar biraz arthurdan uzaklaşarak içlerinden biri konuşmaya başlar.
çocuk: hadi bizi yakalamaya çalış!
Arthur: oooo buna hile denir.. ve bu benim hiçte tasvir etmediğim bir şey. ama oyunu böyle kurdunuz o zaman benden sakının! çünkü karşınızda ben varım.
arthur şakaya karışık hafif ciddiyetle cümlelerini kurar. çocuklar gülümseyerek arthuru dinlerler.
Arthur: o zaman size 10 saniye. 10 saniye içinde nereye kaçabilirsiniz… nereye saklanabilirseniz saklanın… 10 saniye sonra hemen yanınızda olacağım!
arthurun bu sözlerinden sonra çocuklar kocaman bahçe de kaçmaya başlarlar. arthur saymaya başladıkça daha hızlı kaçmaya çalışırlar.
Arthur: 10…9…8…7…6…5…4…3…2…1…SIFIR!!
arthur ileri adım atar ve birinin hemen arkasına ışınlanır ve çocuğa dokunur.
Arthur: EBE.. ancak sen diğerlerlerini kovalama ben seni ebeledim.. oyundan çıksan yeterli.
arthur o çocuktan hemen sonra başka çocuğunun arkasına ışınlanır ve onu da ebeler ve onun ardından diğerine onun da ardından diğerine… en son ariya kalır ve arthur ariyanın da arkasına ışınlanır ancak arthur ariyayı sobe etmez ve geldiğini haber vermek adına parmak şıklatır.
arthur parmak şıklatmasıyla birlikte ariyanın ödü kopar. ariya hemen arkasına döner. gözleriyle arthura kitlenmiş durumdadır.
Arthur: bunca zamandır beni tanımadın mı ay yüzlüm? kazanamayacağım savaşa girmem ben. oyun alanın dışına çıkıp saklanmak akıllıca ama bende işe yaramaz.
ariya: ama abiiii!
Arthur: yapacak bir şey yok. diğer arkadaşların elendi sadece sen kaldın. ne yapacağız peki?
ariya: elemesen beni? ebe etmesen? olmaz mııı?
Arthur: hiç cazip bir fikir değil. başka bir önerin var mı?
ariya: ne istersen abi!
Arthur: bak bu cazip bir teklif.. ama aklıma pekte bir şey gelmiyor yani ne yapsak nasıl halletsek?
ariya: odamı temizlerim, ödevlerimi hemen yaparım veya başka bir şey!
Arthur: bak bu olur. odanı temızleme ve ödevlerini yapma karşılığında seni oyunun kazananını ilan edeceğim. tamam mı?
ariya: t-tamam…
arthur biraz ariyanın gözlerine bakar. arthur ariyanın gözlerinden geçmişe dalar ve anılar silsilesi sonucu arthur duygulanır ve gözleri dolar.
ariya arthurun bu durumunu görünce hemen çocuk olmasına rağmen çocuksu rolünü bir kenara bırakıp arthura odaklanır ve elleriyle arthurun yüzüne dokunup gözyaşları arthurun yüzünden siler.
ariya: abi? ne oldu abicim niye gözyaşları döküyorsun?
arthur eliyle hızlıca gözlerini ovuşturur ve ayağa kalkar. kendisini toparlamaya çalışırken güler yüzle durumun izhanı yapar.
Arthur: hahaha ariyam, meleğim… arthur abinin geçmişte sana çok benzeyen bir kardeşi vardı. onunla ebelemece, saklambaç ve daha nice oyunlar oynardık.. sana bakınca bir an gözlerimin önünde onu gördüm… onunla olan anılarımı gözlerinde gördüm.
ariya arthurun sözlerinden sonra biraz sessizleşir ve ardından bir soru sorar.
ariya:… peki abi şimdi kardeşin nerede?
arthur gülümseyerek cevap verir.
Arthur: büyüdü… sevdiği kişiyle evlendi.. aile kurdu ve çok güzel bir hayat içinde cennete gitti…
ariya arthurun sözlerinden sonra yere bakarak düşünür ve en sonunda kararlılık ve büyük bir sevgi ile arthurun gözleri içine bakarak konuşur.
ariya: ben seni yalnız bırakmayacağım arthur abi! seninle daha fazla oyun oynayacağım daha fazla yanında olacağım… onun yerini boş bırakmayacağım! üzülme olur mu?
ariya cümlelerinin sonlarına doğru gözleri dolmaya başlar. arthur ariyanın bu değişimini gördükten sonra şaşkınlığa uğrar. arthur güler yüzle ariyanın boy seviyesine iner ve arthur eliyle ariyanın kafasını okşarken konuşur.
Arthur: teşekkür ederim meleğim.. senin bir gözyaşına bu dünyayı yakarım! sen hiçbir zaman bu hüzün gözyaşlarını dökmeyeceksin.
arthur ariyayı kucağına alır ve konuşmasına devam eder.
Arthur: ayrıca seni bir yere bırakmıyorum ki ben! tabiki de her daim benim yanımda olacaksın. bak aman diyeyim evlilik gibi düşünceye girme! sen ben varız sadece.. bunu sakın unutma.
arthur güler yüzüyle son cümlesinde burunları tokalaştırır.
ariya biraz düşündükten sonra arthura soru yöneltir.
ariya: sen ve ben varız sadece dedin ya arthur abi… peki abim ne olacak?
Arthur: onu canımız isterse alırız ekibe olur mu?
ariya: amaa gon abim olmazsa olmaz ki…
Arthur: niye meleğim?
ariya: çünkü beni bu yaşa kadar yaşatan tek kişi o…
Arthur: ah meleğim.. gon abin senin gibi benim kardeşim.. illa kardeş olabilmek için tek bir anadan babadan mı olmak gerekir? tabiki de hayır! eğer gönüller bir olursa işte o zaman kardeş olunur. ben seni de abini de ömürlük ailem bildim. birinizden birine birşey olursa bir saç telinize zarar gelirse herkesi karşıma alacağımı da bilin. tamam mı küçük ay parçam?
ariya güler yüzle cevap verir.
ariya: tamam abii.
arthur ariya ile çocukların olduğu bahçeye doğru ilerlerken aralarında konuşurlar.
Arthur: ancak meleğim abin evlenirse biz bekarlardan sayılmaz haberin olsun.
ariya: ne olacak ki?
Arthur: bekar eğlencesi diye bir şey var güzelim…
ariya: bekar eğlencesi ne oluyor ki?
Arthur: en temel olarak özgürlük… karışan kimse yok mesela.. bu senin hayatın ve istediğin saatte istediğin yerde eğlenebiliyorsun… tabi bazı sınırlar içerisinde.
ariya: hmm… o zaman ben evlenmezsem istediğim gibi eğlenebilir miyim?
Arthur: yanii… bazı kurallar içerisinde istediğin gibi eğlenebilirsin.
ariya: o zaman istediğim saatte yatabilirim.. ve istediğim şeyi yapabilirim OLEEYY!!
arthur bu söylediklerinden dolayı biraz pişman olmuş yüz ifadesi takılır ve sonunda diğer çocukların yanına varırlar. arthur ariyayı yere bırakır ve salona geçerler. arthur ve nah etem çocuklarla birlikte birşeyler yedikten sonra arthur gon ve ariya ile özel bir şey konuşmak için çalışma odasına doğru çıkarlar. arthur masasının başına geçer ve çocuklara oturmaları için işaret eder.
Arthur: evet çocuklar. aşağısı biraz kalabalık bundan dolayı orada söylemek istemedim.
gon: neyi arthur abi?
Arthur: yarın bir yolculuğa çıkıyorum çocuklar. bu yolculuk ne kadar sürer tahmin etmesi zor.
gon ve ariyanın gözleri fal taşı gibi açılır.
gon: a-ama ne yolculuğu bu arthur abi? daha yeni geldin..
Arthur: çocuklar endişelenmeyin. bu dünya da benim karşımda durabilecek biri yok. bu gezi kısa da sürebilir uzunda.. başımıza nelerin geleceği belli değil. korkulacak birşey yok hem bakın nah etem amcanız da gelecek ve birkaç güçlü abinizde bana eşlik edecek.
ariya: abi gitme. gitmeni istemiyorum..
Arthur: meleğim.. bu yolculuğa çıkmam lazım çünkü birkaç karanlık sayfalara ışık getirmem gerekiyor. hem geleceğim.. söz veriyorum.
gon: bu bir görev mi?
Arthur: sayılır. yapılması gerekiyor.. ayrıca bizzat incelemem gereken konular var.
gon: peki yapılması gerekiyorsa bizim için sıkıntı yok. ancak yaralı, ağır yaralı veya hiç gelmezsen… nerede olursan ol seni bulmak için yollara çıkacağım… yaralı da gelirsen kızarım.
ariya: a-aynı şekilde abime katılıyorum!
Arthur: peki.. anlaştık.
arthur, gon ve ariya arkada nah etem olmakla birlikte aşağıya inerler ve doya doya bir akşam geçirirler.
sabah olur ve salonda arthur ardından nah etem yolculuk için hazır bir şekilde koltukara oturmuşlardır. kısa bir süre sonra merdivenlerden ilk önce gon ardından ariya iner ve salona gelir.
Arthur: günaydın çocuklar.
nah etem: günaydın gon ve ariya.
gon ve ariya uyku sersemliği ile cevap verir.
gon ve ariya: günaydın..
arthur koltuktan kalkar ve ardından nah etem de kalkar.
Arthur: hadi bakalım kahvaltı sofrasına.
herkes masada yerini alır ve kahvaltı yapılır.
bir süre sonra kahvaltıları biter ve kapının orda toplanırlar.
Arthur: evet çocuklar biz gidiyoruz. gon.. buralar sana emanet.
arthur gona bir tane kalem ve bir tane de yüzük verir.
Arthur: yüzüğü parmağına tak ve kalem ile birlikte hiçbir zaman yanından ayırma. bunlar sana güç verecektir.
gon yüzüğü işaret parmağına takar ve kaleme de uzun uzun bakar.
gon: yüzük ve kalem ne için?
Arthur: ben yokken buralar sana emanet en çokta ariya.
gon kafa sallar ve bir adım geri gider.
Arthur: tabiki meleğimi de unutmadım.
arthur ariyaya türk mavisi renge sahip damla şeklinde bir taş ve o taşı boyunda tutan siyah sade bir ip ile ariyanın boynuna takar. ardından ariyaya bakarak bir çift türk mavisi renge sahip küpe verir.
Arthur: tabi birde küpelerin var olmazsa olmaz.
ariya küpelerini takar.
Arthur: evet çocuklar. ne olursa olsun size verdiklerimi asla yanınızdan ayırmayın. birbirine emanetsiniz ardından size verdiklerime anlaşıldı mı?
gon ve ariya hüzünle cevaplar.
gon ve ariya: anlaşıldı…
arthur son defa bakar çocuklara ve çocukların boy seviyesine indikten sonra kollarını iki yöne uzunca açar ve çocuklar biraz bekledikten sonra gözleri dolmuş şekilde arthura sarılırlar ve arthur da çocuklara sarılır.
arthur çocuklara sarılırken arthur çocuklara fısıldayarak bir şeyler söyler.
Arthur: çocuklar beladan uzak durun. baktınız bela üzerinize üzerinize geliyor bir adım geri atın… adım atılacak yer kalmadığında ve bela üzerinize üzerinize gelmeye devam ediyorsa o zaman beladan daha büyük bir bela olun.
gon ve ariya bu sözleri duyduktan sonra kısa bir şok yaşarlar. ardından anlamış şekilde arthurun gözleri içine bakamaya başlarlar.
arthur ayağa kalkar ve son sözü söyledikten sonra dışarı çıkar.
Arthur: gelirken sizlere çok güzel şeyler getireceğim.
gon ve ariya el sallarlar ve arthur gider.
evden uzaklaşan nah etem ve arthur konuşmaya başlarlar.
nah etem: efendim ne yapmayı uygun görüyorsunuz?
Arthur: arjantine ışınlanıyoruz nah etem.
nah etem: emredersiniz efendim.
arthur ve nah etem arjantin’e ışınlanırlar.


