9.BÖLÜM
YASA VE CEZA
güneş usulca gökyüzüne tırmanır. kuşlar gökyüzünde özgürce uçarken yeryüzünde insanlar kendi ırkına kıymak için yine çaba sarf ediyordur. bazen hayat, bir göz yaşında da oluyor bazen çok kısa bir sözde de. Arthur hiç bir akşam uyuyamadığı gibi akşamın izini taşıyan şiro ile yüksek bir dağın en tepesinde güneşin doğuşunu izliyordu. solunda bir şişe şiro sağında ise bir dosya ve anılar bulunduruyordu.
Arthur: sorsalar bana her şeyi yönetebiliyorum, lakin soramadıkları yerden bakınca da hiç bir şeyi kontrol edemiyorum. “benim güçlü oluşum senin güçsüz oluşundandır. öyle ki güçsüz dengenin onda var olduğunu bilse belki dengeleri alt üst edebilirdi. lakin güçlü de var olan cesaret güçsüz de yoktu.” derdi hocam. denge güçsüze verilebilirdi belki hatta nice şanslar! ama en büyük hazine alınırdı onun elinden.. cesaret! cesaret en büyük silahtır! bakma sen bu cahil insanlara. ellerine alınca demirden bir oyuncak en güçlü kişi o olduğunu zanneder lakin yanılır! nice insanlar vardır içi boş teneke gibidir, nice insan vardır içi dolu beyindir.
arthur güneşin doğuşunu izlerken konuşur. sonra sağında ki koyuna döner ve sorar.
Arthur: anlıyor musun beni arkadaş?
koyun geviş getirirken yavaşça arthura bakar. 2 dakika boyunca birbirlerine bakarlar.
Arthur: nereden anlayacaksın ki beni… lakin anlaman gerekiyor dediklerimi. sonuçta sürünün devamı hakkında konuşuyordum!
arthur ayağa kalkar.
Arthur: neyse. sen otunu yemeğe devam et. bende gideyim de sürü ne durumda bakayım.
arthur dosyayı alır ve köyün çarşısının ıssız bir yerine ışınlanır.
Arthur: dikkat etmen gerekiyor arthur! elinde ki güçlerin yarısı bilinmiyor diğer yarısı da antik güçler.
arthur çarşıya iner ve milleti kontrol eder.
arthur teftişi bitirdikten sonra çiftliğe döner.
çiftlik
arthur çiftliğe geldiğinde gonla karşılaşır.
Arthur: günaydın gon. erkencesin.
gon yürür ve içi su dolu cam alır ve içindeki suyu bardağa döküp içer ve ondan sonra arthura cevap verir.
Gon: saat neredeyse 10 arthur abi.
arthur koltuğa otururken konuşur.
Arthur: hadi ya. farkında değilim..
Gon: geceleri nereye gidiyorsun arthur abi?
Arthur: işlerim oluyor yakışıklı.
Gon: eğer işin şiro içmekse çok mühim bir işin varmış gerçekten!
arthur katkısı kesilir ve hızlıca arkasına döner.
Arthur: şiroyu nereden biliyorsun? dün şiro içtiğimi nerden biliyorsun?! yoksa..
Gon: evet abi. yanındaki ağabey ile içtiğin konum benim odamın camından çok net görünüyordu.
Arthur:… bizi izledin yani?
Gon: evet abi. sizi.. seni izledim.
Arthur: peki.. şiroyu nereden biliyorsun?
Gon: ben sokaktan geldim arthur abi.. daha bilmemem gereken o kadar şey biliyorum ki… hem deneyimlerimle hemde gördüklerimle!
arthur sessizce kafasını yere doğru eğer.
gon bu davranışı görür ve arthuru teselli eder.
gon elinde bir bardak suyla arthurun yanın gider ve oturur
Arthur: senin yapabileceğin bir şey yoktu abi. biliyorum ki yapabilseydin yapardın.
gon arthura su dolu bardağı uzatır.
arthur gona yavaşça bakar.
Arthur: “benim güçlü oluşum senin güçsüz oluşundandır.” derdi hocam. şimdi sen güçlüsün ve ben güçsüzüm gon.
gon bahçeye açılan camlı pencereden dışarıya bakarken konuşur.
Gon: hızlı büyüdüğümüz doğrudur. her adımı detayına detayına düşünmek zorunda kaldığım da olmuştur. ama biliyor musun arthur abi? şu 3-4 gündür çok rahat uyuyup kalkıyorum, karnımızı doyuracak bir şeyler aramıyorum çöp kenarlarından, geceleri kardeşimi kötülükten korumak için uyanık kalmak zorunda hissetmiyorum kendimi..
gon arthura bakarak sözlerine devam eder.
Gon: işte sen bunu başardın abi! bu günler için o kadar acı çekmişsem o anılara artık acı demem! büyük bir özgürlük için küçük bir sancı der geçerim artık.
gon suyu arthur’a uzatarak konuşmaya devam eder.
Gon: kendini suçlu görme. biz senin sayende buradayız.
arthur bardağı alır ve gonun gözlerinin içine bakar.
Arthur: sizi ilk gördüğüm an geçmişimi gördüm ben! seni yani kendimi sahiplendim ben! abisi için mutsuz adamla evlenmek zorunda kalan kardeşimi sahiplendim ben! sizlere her baktıkça kendimi, kardeşimi görüyorum. biz de biraz kavga olurdu ama her daim mutlu olmayı başarırdık. cebimizde para yerine meyve sebze olurdu.. eğer ki bu hayatta mutlu olabiliyorsan gon, seni hiç kimse yenemez! belki güç aldığın bastonunu kıracaklar! dimdik dura bildiğin ayaklarını tuzla buz edecekler! ama sen yıkılmayacaksın sürünsende mutluluğunu kimseye yem etmeyeceksin!
arthur camdan dışarıya bakarak konuşur.
Arthur: insanlar gon, insanlar çift yüzlüdür. bir yüzüyle gülerse diğer yüzüyle mezarını kazar da duymazsın! bundan dolayıdır ki dost istiyorsan içine kapanık ve bir o kadar da asosyal ve yalnız kişileri seç.
gon merakla sorar.
Gon: neden asosyal, içine kapanık ve yalnız kişiler abi?
arthur gülerek gona bakar ve elini gonun omzuna atar.
Arthur: çünkü yakışıklı kardeşim onlar da ikinci maske en derindedir. yüzlerindeki maske ise, herkesin sakladığı ikinci maskeleridir. senin görevin ise en derinde sakladıkları maskelerini çıkarıp taktıkları maskeyi yok etmektir.
gon arthurun sözlerini düşünür ve cevep verir.
Gon: nasıl yapacağım? nasıl onların en derinde sakladıkları maskeleri ortaya çıkaracağım?
arthur biraz ihtişamlı bulutlara baktıktan sonra gona dönerek cevap verir.
Arthur: üç şeyle evlat. birincisi en değerli duygunu paylaşarak, ikincisi güven sağlayarak, üçüncüsü ve en önemlisi sonu ölüm dahi olsa dostunu yalnız bırakmayarak. işte evlat bunlar bir dostluğun temel taşlarıdır. içlerinden biri gitse kule çöker.
Gon: peki öyle birini bulamazsam?
Arthur: öyle birini bulamaz isen üzülme. çünkü kader sizi buluşturur.
gon dışarıya bakarken konuşur.
Gon: peki abi. dışarısı düne göre daha güzel.
arthur da dışarıya bakar.
Arthur: evet. çıkın gezin dışarıyı eğlenin. akademi sınavından hariç hiç çıkmadınız evden.
gon gülümseyerek cevap verir.
Gon: bir müddet görünmeyelim sokak lambalarına, kaldırım taşlarına.
Arthur: neden?
Gon: kaldırım taşları özlemiştir belki beni lakin sokak lambaları için aynısı söylenemez.
Arthur: gün boyunca burada olmayacağım. işlerim yoğun, toplantı üstüne toplantılar gerçekleştireceğim. o yüzden en geç akşam 11 gibi ya da 12 gibi gelirim.
Gon: peki abi. çok zorlama kendini ne de olsa sende etten kemikten bir insansın.
arthur gona bakarak hem mutlu olur hem de hüzünlenir.
Arthur: dikkat ederim.
arthur ayağa kalkar ve son sözleri söyler.
Arthur: krallıkta, çiftlikte, ariya da ve en önemlisi güvenliğiniz de ben yokken sende.
arthur iki tane tank birliğinden asker iki tane de gölge birliğinden asker çağırır.
Arthur: bu arkadaşlar senin emrindedir gon. sorun olma lakin sorundan da kaçma. anlaşıldı mı?
Gon: bunların tipleri değişik abi.
arthur arkasını döner ve asıl şekilleriyle gelmişleridir.
arthur hızlıca gona döner ve cevap verir.
Arthur: evet gon. bunlar onların savaş kostümleri. istedikleri zaman değiştire biliyorlar.
gon ikna olmuşçasına cevap verir.
Gon: tamam abi. sen işine geç kalma abi.
Arthur: evet. ben gidiyorum gon. gerisi sende.
Gon: tamam abi.
arthur kapıdan çıkar çiftlikten biraz uzaklaştıktan sonra merkeze “tahtın önüne” ışınlanır.
Arthur: bu gün yoğun bir gün beyler. max senden istediğim kötülük için çalışan biyoloji doktorlarını tespit ettin mi?
MAX: emriniz üzerine araştırdım efendim.
Arthur: sonuç?
MAX: dünyanın dört bir yanında az sayılı olmak üzere mevcutlar efendim. oluşturdukları alan ağ çok ciddi manada gizli ve her türlü işi görmekte yararlı. hepsini yakalasak ve öldürsek dahi alt ve alt yapının altı su yüzüne çıkar ve bu sistemi devam ettirirler.
Arthur: o zaman max kim varsa ve kim yoksa yakala! yok baktın sonları gelmiyor sistemi yık geç. insanların ruhu duymadan bu iğrenç sistemi yok et!
MAX: emredersiniz efendim.
Arthur: içlerinden üst yetkili kim varsa sağ bırak. diğerlerini hapishaneye at. bizzat ben onlarla görüşeceğim.
MAX: emredersiniz efendim.
Arthur: dünyanın ne halde olduğu gayrı bariz bir şekilde görünür kılınmıştır. bu bozulmuş dünya için ilk adımımız “1. kalkınma planı” kurmaktır. bu plan da beş ana başlık vardır üstadlar. birincisi “adalettir.” ikincisi “yasamadır.” üçüncüsü ” yetkidir.” dördüncüsü ” milli duyarlılıktır.” ve en son beşincisi ” öze geri dönüşün başlangıcıdır.” yeni dünya için yeni sistemler şarttır. bundan dolayıdır ki biz karanlıkta kalıp ışığı yönlendireceğiz. buda demektir ki 1. kalkınma planın beş ana başlığını şu an ki beş devlete emanet etmektir.
adaleti “HÜRVOKS” Devletine,
yasamayı “IYEPOS” Devletine,
yetkiyi “İYEHORS” Devletine
milli duyarlılığı “GUVON” Devletine
ve en son
öze dönüşe başlangıcı “DARGES” Devletine bırakmayı düşünüyorum. öyle ki her daim bizim gözetimimiz altında olacak bu birinci kalkınma planın figüranları saydığım beş devlet olacaktır. ilk öne süreceğimiz piyonlar bu beş devlettir. karşımızda düşman var ve biz hamleyi yapınca onlar boş durmayacaktır! en zayıf anımız da en sağlam darbeyi inderecekler. bundan dolayı her daim dikkat içerisinde davranacağız ve himayemiz altında olan bu dünyayı asla ama asla karanlığın içine bırakmayacağız! nah etem,
nah etem: buyurun efendim.
Arthur: “hürvoks-iyepos-iyehors-guvon” devletlerin liderlerini dünyanın karanlığı içinde ışıkla sanat bulmuş yerine getir ve masa kur. resmi bir ortam olsun alan açık güvenlik yüzde yüz olsun. 500 metre kare içerisi davetsiz misafire yer vermesin iznim olmadan girmeye çalışanlar yakalansın girenlerin ise iyice dövülüp hafızası silinsin sonra evlerine postalayın.
nah etem: emredersiniz efendim. derhal çalışmalara başlıyorum.
Arthur: güzel. bittiği zaman ve misafirlerimiz yerlerini aldığında bana haber uçur.
nah etem: emredersiniz efendim.
Arthur: max sende işe koyul misafirlerimizin yanına uğramadan o işi hal edelim. ayrıca ekiplere söyleyin gözlerini dört açıp dünyayı gözetlesinler. sonra sorunlar dağ olup yıkılmasın üstümüze.
herkes: emredersiniz efendim.!
Arthur: evet beyler ilk toplantımız olan kötücül örgüt için çalışan biyoloji doktorlarını ve birinci kalkınma planını konuştuk ve kurduk. eksiksiz ve noksansız kurulmasını, devam ettirilmesini ve güvenle organize edilmesini istiyorum.
herkes: emredersiniz efendimiz!
Arthur: şimdi ikinci toplantımızı açıyorum. kuzeyde doğuda güneyde ve batıda olmak üzere dünyanın dört bir tarafı savaşa hazırlık yapıyor. bu da artık eski sistemin bozulup yeni bir nizam ve adalet çerçevesinde bir sistemin kurulmasını hedef alınıyor.. yani kartlar tekrardan dağıtılıyor. artık yeni düzen bir çok devleti ardından karanlığı bazılarının umutlarını bazılarının hayallerini ardından götürecek. biliyoruz insanların umutlarını yaşartmak ardından filizlendirip çınara dönüştürmek bizim elimizdedir. lakin dünya bir denge içinde uzay denizinde yüzüyor. bu dengenin içinde iyilik-kötülük, güzel-çirkin dengesi de mevcuttur. burada adalet girer ve biz adaleti en doğru şekilde sağlayanlarız. birinin parmağı acıdı diye kelleler götürmeyiz, ya da biri için nice aileyi acı dolu için de bırakmayız! kuzeyin devleti olan HÜRVOKS, doğu’nun devleti olan GUVON, güneyin devleti olan İYEHORS ve batının devleti olan İYEPOS A bu savaşlarla ilgili 23 maddelik yasa çıkarılsın ve maddeler şöyle olsun;
DÖRT BÜYÜK DEVLET İÇİN “SAVAŞ YASASI”
MADDE-1: dört devlet kendi aralarında diğer küçük krallıkları, devletleri, köyleri zarara sokacak savaş başlatamaz. bu madde herhangi devlet tarafından çiğnenirse verilen roller ve unvanlar geri alınır baştaki yıkılır yerine parlemontlar ve yüksek toplantılar çiğnenilerek uygun gördüğümüz kişi geçirilir. bu cezai işlem maddeyi çiğneyip harekete geçmeyi düşündüğünüz an devreye girer.
MADDE-2: dört devlet için barış ve orta yol bulma toplantılarında yaşanan gergin anlarda dört devlet ve devlet yetkilileri ve devlet korumaları silah çekemez, izinsiz makamlarından kalkamaz, söz hakkı verilmedikçe konuşamaz, müsaade edilmedikçe de toplantı konumu noktasında söz dalaşı dahi yapamazlar. cezai işlemi ise dört devlete başta olmak üzere maddeyi çiğneyen kişiye veya kişilere en az makam istifa en yüksek idam cezası cezai işlemleri uygulamaya yetkili tarafından yetkisince uygulanabilir.
MADDE-3: dört devlet izinsiz asla savaş başlatamaz. cezai işlemi birinci madde de verilen cezai işlemler ve kurallar çerçevesinde uygulanır.
MADDE-4: dört devlet için barış ve orta yol bulunmadığı takdirde eşit ortam, eşit ordu, eşit mühimmat, eşit düzeyler de yetki ve ihtiyaç kararnamesi çıkarılır ve dört devlet yetkilisine takdim edilir. dört devlet görüşme talebinde bulunup bu kararname için konuşmak isterse tarih ve zaman verilir. lakin talep dışı harekette bulunur madde-4 ü çiğnerseniz cezai işlem uygulanır. bu maddenin cezai işlemi ise “devlet harekette bulunduğu devlete ilhak edilecek eğer kötü yoldan harekette bulunursa imparator, imparatorun eşi, imparatorun resmi, gayri resmi çocukları, imparatorun dostları ve onların eşi ve onların çocukları, imparatorun resmi ya da gayrı resmi yakınlık derecesi bulunan herkes “ÖLDÜRÜLÜR” ve devlet harekette bulunduğu devlete ilhak edilir.
MADDE-5: dört devlet savaş anında “DÖRT DEVLET SAVAŞ KARARNAMESİ” maddelerine aykırı davranmaya yeltenirse savaş cebren durdurulur ve devlet liderleri çağırılır. izleyici noktasında bulunan hakem kararları çiğneyen devlete durum şartları çerçevesinde ceza keser. eğer dört devlet savaşında sadece bir devlet hile veya kararname maddelerine aykırı davranırsa veya kullanırsa kararname sonucu verilen ordu sayıları ve mühimmat yarıya düşürülür. ikinci defa yeltenme sonucunda devletin savaş sahasında ordusu mühimmatı ve gereklı silah ve araç gereçleri diğer devletlere adaletli bir şekilde bölüştürülüp dağıtılır. ordusuz ve silahsız kalan devlet “teke tek” teklifi diğer devlet liderlerine suna bilir. eğer diğer devlet liderleri kabul etmezse ordusuz ve silahsız kalan devletin geleceğini savaş sonucu karar verir ve devlet liderinin yaşayıp yaşamaması kararı üç devlet liderlerine bırakılır.
MADDE-6: yasaya ve kararnameye uyulduğu takdirde devlet liderlerinin birinci ve ikinci dereceden yakınlarına zarar verilmeyecek ve savaş boyunca korunacak. kaybeden devlet kazanılan devlet liderinin kararları sonucu ölen devlet liderinin ailesine sürgün ya da saraydan kovulma kararı uygun görülür. bu maddeyi çiğneyen devlet liderlerine birinci madde cezai işlemi veya durum çerçevesine bakılarak dördüncü madde cezai işlemleri uygulanır.
MADDE-7: dört devlet kendi aralarında anlaşır birlik olursa buna karşı çıkılmaz. dört devlet içinde bulunan herhangi bir devlet asla dörtlü dışından bir devlet veya güç seçemez. vasiyet ve emanetler bizim gözetimimiz çerçevesinde teslim alınır ve istenilen krallığa veya küçük devletlere bırakılır. saray mirasının %15, kutsal emanetlerin %50, soydan soya bırakılacak krallık emanetlerinin %70i ve gizli giriş çıkış haritalarının %5 ini bizim gözetimimiz ve aracılığımızla istenilen devlet veya istenilen kişilere bırakıla bilinir. bunun dışında herhangi bir talepte bulunulamaz veya teklif edilemez. gizliden aktarım işlemi gerçekleştirmeye meyleden devlet diğer üç devlet ve başta evrensel yargı önünde yargılanıp ardından durum çerçevesinde cezai işlem uygulanır. en düşük ceza görevden alma ve dokunulmazlığını kaldırma – en yüksek ceza devletin parçalanıp eşit yararlar da diğer üç devlete teslim edilmesi.
MADDE-8: savaş süreci boyunca hiçbir insan cebren kullanılmayacak size verilen rakamlar dışında hiçbir güç veya mühimmat tahsil edilmeyecek ayrıca 10 yaşından küçük hiç bir çocuk prens ve prensesler de dahil olmak üzere kullanılmayacak veya savaş sahsına götürülmeyecektir. cezai işlemi birinci maddeye ve durum çerçevesine uygun şekilde cezai işlem uygulanır.
MADDE-9: dünya şartlarına zarar verecek hiç bir güç kullanılmayacak detayını “DÖRT DEVLET SAVAŞ KARARNAMESİNDE” geçirdiğim maddeleri ve kararları saymadan veya yanlışlıkla ters bir harekette bulunursanız cezai işlem madde-4 cezai işlem gibi durum şartları çerçevesinde uygulanır.
MADDE-10: ilk 10 madde değiştirilemez değiştirilmesi dahi teklif edilemez. süreç takibi atanan yetkililerce olacaktır.
bu maddeler onlarla yaptığımız toplantıda konusu açıldıktan sonra verilecektir.
nah etem: efendim toplantı sonucu bizi öğreneceklerdir. bundan dolayı bizi hedef olarak almazlar mı?
Arthur: dünya da büyü, fizik ötesi, doğaüstü güçler var.. lakin bizden üstün güce sahip bir toplum silah güç var mı? bizi karışlarına almaktansa onların yanlarında duralım diye bize yalvaracaklar dır. çünkü toplantının yapılacak konum ve toplantıya katılacakları araç bizim kaviliğimi ve kudretimizi onlara ciddi anlam da gösterir. o an bunları dahi düşünemezler.
nah etem: emredersiniz efendim.
Arthur: gelelim üçüncü toplantımıza. “evrensel savaşın çıkabilir” ihtimaline karşı ne tür tedbirler alınacak?
MAX: emrettiğiniz üzere gök kubbeler boyunca aşama aşama güvenlik tedbirleri uzaya güvenlik için baz istasyonu ve çevre görüntüleme ekipleri ve yeryüzünde toprağın her karışında adamlarımızı durum dahilinde harekete geçebilmelerine olanak ve yetki verilmesine kadar en ince detayına kadar düşünüldü efendim.
Arthur: evrensel savaş sonucu bu dediklerin hiç bir şeye yaramaz max.
nah etem: peki ne yapacağız efendim?
Arthur: turnuvaları kazanırsak eğer ödül olarak “BAŞ YÖNETİCİ” makamı ve ünvanı evrensel kurul tarafından verilecektir. bunun sonucunda hiçbir güç yöneticiler içinde bizi durduramaz. eğer başka biri baş yönetici olursa işte o an çok büyük tehlike içerisinde oluruz. her şeyden öte onun asla baş yönetici olmaması lazım!
nah etem: ne düşünüyorsunuz efendim?
Arthur: turnuvaları kazanmayı düşünüyorum nah etem. evrensel kurallar da yöneticiler keyfi savaşamaz. bundan dolayı kimin kiminle derdi varsa turnuvada hesaplaşıyorlar. işte bu turnuvaları kazanmam da büyük bir engel olacaktır. lakin ben kazanacağım.
herkes: her daim sizin arkanızdayız efendimiz!
Arthur: var olun.
arthur koltuğundan kalkar ve onunla birlikte üstadlar ayağa kalkar.
Arthur: her şeyden önce dünyada ki işlerimizi hal edelim.
herkes: emredersiniz efendimiz!
Arthur: herkes işinin başına!
arthurun huzrunda bulunan tüm üstadlar hızlıca havalı bir şekilde ışınlanır.
arthur tahtına oturur ve uzun uzun karşıya bakarak düşüncelere dalar.
Arthur: nah etem.
nah etem: emredin efendim.
Arthur: geçmişten kalan bir görev veya bir hedef var mı?
nah etem: var efendim.
Arthur: nedir?
nah etem: baş yönetici olmanızdır. bu hem bir hedef hem de bir görevdir.
Arthur:.. onun için çabalıyorum.
nah etem: onlar gibi bende görüyorum efendim.
Arthur: zorlu bir yoldayız nah etem. ya bu yolu zaferle sonuçlandıracağız ya da sonsuz bir mağlubiyetle yok olacağız.
nah etem: sizin yapacağınıza inanıyorum efendim.
Arthur: 10 maddelik yasayı düzenle yayınlamaya uygun hale getir. dört devlet savaş kararnamesini de hazırlar sana teslim ederim. onu da düzenle ve yayınlama uygun hale getir.
nah etem: emredersiniz efendim.
max, arthurun huzurunda ortaya çııkar.
MAX: efendim emretmiş olduğunuz kötücül biyoloji doktorlarını yakalama emrinizi ve sistemi yıkma emrinizi sorunsuz başardık. lakin efendim ağ bizim çok işimize yaracağından tam olarak yıkmadık sadece orayı emriniz üzere temizledik.
Arthur: iyi yapmışsın. lakin bizden iz çıkmasın.
MEX: titizlikle çalıştık efendim.
Arthur: rapor?
MEX: emredersiniz efendim. raporu takdim ediyorum. kurmuş oldukları ağ dünyanın dört bir ucuna kadar dayanıyor. kuzey devleti, doğu devleti, güney devleti, batı devleti olmak üzere köklü sistem kurulmuş vaziyette. merkezleri “ULODANA” diye isimlendirdikleri bölge de bulunuyor efendim. bu bölge krallıkla yönetiliyor.
Arthur: hmmm. insanoğlunun toplandığı yerde yön ayrımı ile devletler kendilerine yer ayırmıştı. lakin ulodana insanoğlunun toplandığı nokta da değil. bu krallık canavarların olduğu bölge de yer alıyor!
MEX: doğru bildiniz efendim. dünyanın dörtte biri insanoğlunun. lakin ulodana canavarlar bölgesinde.
Arthur: peki nasıl orada yaşaya biliyorlar?
MEX: orada yaşayan insanlar diğer insanlar gibi değil efendim. onlar insan görünümünde olan canavarlardır.
Arthur: nasıl?
MEX: onların gücü diğer insanların iki katıdır. birçok yönde gelişim yapmak zordur lakin onlar için çocuk oyuncağı. zeki, cesaretli, kudretli, kuvvetli, acımasız bir topluluktur. bu da onları canavardan farksız yapmaz.
Arthur: oraya gitmek gerek. dört devlet toplantısından sonra oraya gidiyoruz.
MEX ve nah etem: emredersiniz efendim.
Arthur: raporuna devam et.
MEX: emredersiniz. dört devlet ve bir merkez olmak üzere en üst lider, 10’lular, 50’liler, 300’ler olmak üzere en üst yetkililer mevcut efendim. geri kalanlar ise piyondan farksızlar.
Arthur: kökleri kaça kadar dayanıyor?
MEX: 600 yıla kadar efendim.
Arthur: 600 yıla kadar öyle mi? bu teknoloji ve güç olmadan önce ne yapıyorlarmış?
MEX: tütün, uyuşturucu, bonzai ve diğer tür maddeleri bulup dönüştürmüşlerdir efendim. bir çok mafya ve terör örgütleri ile de bu maddeler çerçevesinde içli dışlı olmuşlardır. bu yönelimleri yüzünden hiç bir devlette vatandaşlıkları bulunmamaktadır. devlet arası işlerini daima yükselmeyi umut eden piyonlarıyla gerçekleştirmişlerdir.
Arthur: güzel sistem kurmuşlar. üst yetkilileri yakaladınız mı?
MEX: emriniz üzerine yakaladık efendim.
Arthur: güzel getirin.
mex ve adamları başta lideri getirir arkasına 10’luları onlarında arkasına 50’lileri onlarında arkasına 300’lüleri getirir.
MEX: efendim emriniz üzere sistemin üst yetkilileri yakalanıp huzurunuza getirilmiştir.
arthurun huzuruna çıkarılan tüm yetkililer dizleri üstüne çökertilmiş başları ise yere bakacak hale getirilmiştir.
arthur şiddetli ve kudretini gösterir nitelikte gücünü yaymaya çalışır ve çok ciddi otorite kurar.
Arthur: bunların lideri sen misin?
lider:……….
Arthur: tekrardan sormayacağım. kafanı kaldır ve cevap ver.
lider kafasını ağır ağır kaldırır ve tahta doğru gözlerini dikince korkmaya başlar.
lider:….. b-benim.
Arthur: adın nedir.
lider: 00.
Arthur: 00 mı?
00: evet.
Arthur: 23 numaralı adamınızı tanıyor musunuz?
00: t-tanıyoruz.. yoksa?!
Arthur: bizim tarafımızdan öldürüldü. ateşi bol olsun.
00:…. nasıl bunu yaparsınız!
Arthur: adamlarına değer veriyorsun demek. beğendim lakin benim kadar adamlarına değer veremezsin.
00: siz de kimsiniz? bizden ne istiyorsunuz?
Arthur: güzel soru lakin burada soruları ben sorarım ve siz de cevap verirsiniz. ama illa cevap istiyorsun sana söyleyeyim.
arthur 00 ın dibine ışınlanır ve gözleri içine bakarak konuşur.
Arthur: siz kendinize gizli diyorsunuz lakin bir sikim değilsiniz. biz gölgeyiz. varla yok arasına hüküm vereniz. öldürmeyi ya da yaşatmaya karar vereniz. ben ise şerefsiz bu emirleri verenim. dünya daha yaşanır hale gelmesi için dengeyim! başımızda dünya kadar sıkıntı varken senin gibi karakteri beş para etmezlerle maalesef ki uğraşanım! ben ARTHUR WORLD. bu ismi hiç bir zaman unutma öbür tarafa gidince de hediyem olsun.
00: …..
Arthur: burası benim dünyam! burada iyiyi de kötüyü de ben kararlaştırır uygularım. siz sanıyorsunuz ki bir iki adamla biraz da zaman geçince dünya benim, kural benim, karar benim, yetki benim! öyle mi.
Arthur belinden silahı çıkartır ve 00 ın kafasına dayar.
Arthur: şimdi söyle bakalım bana.. seni elimden kim kurtarabilir? seni elimden ne kurtarabilir? söyle bana güvendiğin kuralların, kararların, malların, paran, gücün seni adaletin ellerinden yani benim ellerimden kurtarabilir mi?
00:……
Arthur: sessizlik ölünce güzel.
arthur elindeki silahı 00 ın kafasında patlatır.
orada bulunan herkes sesi duyar ve korkudan titremeye başlarlar.
arthur elinde ki silahı havaya kaldırır ve yüksek sesle konuşmaya başlar.
Arthur: herkes kafasını kaldırsın ve bana baksın!
arthurun huzurunda olan herkes kafasını kaldırmaya başlar ve arthurun ihtişamına bakar.
Arthur: ben arthur world! şerefim ve silahım üzerine ant içerim ki sizin gibi soysuz insanları bu toplumdan sileceğim. siz ki kalbi ve kalbin içinde ki manayı yok etmiş canavarlar sınız! sanmayın ki bizimle bu dava bitecek aksine sizinle daha da yükselecek. cesetlerinize basarak yükseltecekler bu davanın çocukları. umut göktedir cesaret ise yürekte. siz toprağa gökyüzüne bakarak değil yüz üstü gireceksiniz. her birinizin içinde masumun çığlıklarıyla dolan korkak yüreklerinizi sökecek canavarlara yem edeceğiz. adalet göktedir ve ben adaletin yeryüzündeki gölgesiyim. size hükmüm şudur ki yıllardır zehirlediğiniz çocuklar ve masumlar için, masum çocukları kadın ticaretinden dolayı anasız bıraktığınız için, beş kuruş para için nice yuvalar yıktığınız için sizlere hükmüm ACILI BİR ÖLÜMDÜR!
herkes gözyaşları dökmeye başlar.
Arthur: gözyaşı dökmek size yakışıyor mu?
Arthur uzunca onların çığlıklarını ve yalvarışlarını dinler.
Arthur: benden bir şans daha istiyorsunuz. bunun için çığlıklar atıp gözyaşları döküyorsunuz. peki size soruyorum.. o masum çocukların adaletini o mal diye satılan kadınların haklarını yıkılan yuvaların sessiz çığlıklarını nasıl susturayım? nasıl o kadınların adalet hakkını sağlayalım? peki o masum çocukların istediği adaleti nasıl sağlayalım? cevap verin bana!
bir şans daha isteyen herkes susar ve yerlerine sessizce gözyaşları kalır.
Arthur: dünya için kendinizi yaktınız. gayrı yeter. adalet yerini bulmalı siz isteseniz de istemeseniz de. beyler toplu infaz için hazır hale gel!
yerde duran adamların yanlarında tank ekibinden adamlar mevcuttur. Arthurun emriyle kılıçlarını çekerler ve yerde oturan adamların boyunlarına vurmak için hazır hale gelirler.
Arthur yürüyerek tahtının yanına gelir ve tahtına oturur. yüksek bir ihtişamla arthur infaz edilecek adamlara bakar.
Arthur: ibreti alem olsun dört devlet bir merkez liderlerinin sadece görebileceği şekilde bu toplu infaz yayını yapılsın.
MEX: emredersiniz efendim.
dört devlet liderinin ve merkez kralının gözünün önüne canlı yayın açılır. bu yayını sadece onlar görebilir şekilde izin verilir. onlar şaşkınlıkla izlerlerken arthur hükmü verir.
Arthur: adalet için yaşasın ölüm yaşasın kan, hak için yaşasın adalet yaşasın hüküm, zalimler için yaşasın acı yaşasın ölüm! bu görüntüleri görenler bilsinler ki adaletin ve hakkın görevi ve gerçekleştirme yetkilisi ben ARTHUR WORLDUM. sizlere hükmüm acılı bir ölümdür.
arthur elini kaldırır ve onları yerlerinden kıpırdamayacak hale sokar. bundan sonra arthur zehirli ve keskin okları havaya kaldırır yerde oturanlara mermi gibi fırlatır. acı çektikleri gözlerinden ve yüzlerinden çok net belli oluyordur. Arthur ağızlarını açmaya müsaade eder ve herkes çığlık atarlar.
Arthur: ibreti alem olsun adaletten ve hak yolundan çıkan herkes zalimlerle birlikte aynı cezayı alacaktır!
arthur adamlarına bakarak vurun emrini göstermek için elini hızla aşağıya indirir ve adamlar bir saniye dahi beklemeden aynı anda hepsinin kellesine vururlar.
Arthur: adalet sağlanmıştır. benim nezlim de bu göklerin kazancıdır. onay yüce divanındır.
arthur mexe bakarak yayını kesmesini söyler. mex hızla yayını keser ve yayını izleyenler korku ve şok içinde yerlerinde otururlar.
Arthur: adalet sağlanmıştır. şimdi dönüşüm vaktidir.
arthur tek parmak şıklatmasıyla ölen herkesin vücudu altın ışıkla sarılır ve tüm cesetler ışıklarla sarılı şekilde havaya kalkar. ve ölü tüm bedenler değişerek dirilirler.
MEX: efendim?
Arthur: dediğin gibi mex. bu ağı kendi lehimize kullanacağız. nasıl kı 23’ü kendi lehimize kullandık aynı şekilde bunları da kendi lehimize kullanacağız.
MEX: emredersiniz efendim.
Arthur: evet beyler değişime hazır olun. bunlar bizim işime çok yarayacaktır.
idam edilen herkes altın ışıklarlarla dönüşüm yaşar ve yeni kimlik, yeni yüz ile dirilirler.
Arthur: şu an akıllarınız karışık. ölmedik mi? cehennemde miyiz gibi sorgulamalar yaşanıyordur kesin lakin öldüğün yerde geri dirildiniz. sesimi ve yüzümü o kadar erkenden unutacağınızı sanmıyorum. öyle değil mi 00?
00: siz beni öldürmüştünüz? nasıl oldu da hayattayım?!
Arthur: bu dünyada ölüm de yaşamakta benim elimde. istediğim ölmez hedeflediğim yaşamaz. siz bu dünya da hiç bir zaman gerçeklere vakıf olamayacaksınız. gerçeklerimiz ve arkasındaki anlam çok büyük.. sizler taşıyamazsınız. bundan dolayı da yardım edeceksiniz çünkü ben sizi görevlendirdim ve benim emirlerim mutlaktır! kurmuş olduğunuz ağ bizim için dünya da bilgi yolu olarak çok işimize yarayacak. ilk başta yıllarca emek vererek kurmuş olduğunuz bu ağ koordinatlarını, merkezlerini ve nicesini yıkmayı düşündük. sonra dedik ki neden yıkıyoruz kendimize alalım ve aldıkta. tabi bu bilgi ağını bizim adımıza siz yöneteceksiniz. değil mi?!
arthur tüm korkutucu aurasını salar ve herkes korkudan onay verir.
Arthur: güzel. gene sisteminiz devam edecek. lakin rakamlarla değil 00, 10,2,5 böyle takma isimler falan istemiyorum. gölge lideriniz size isimler verecektir. ben yetki ve makam konusunu sizler için netleştiriyorum. en üst makam benim olduğum makam olacak ve makamın adı “SÜPERNOVA” olacak. yetkisi her şeyi yapabilme yetkisidir. benim altımda ki makamın adı “ YÜKSELEN NOVA” olacak. yetkisi teşkilat içi üye alıp çıkarma, ekip kurma ve bozma, yetki verme ve alma, acil durumlarda SÜPERNOVA yetkisini kullanma yetkilerine sahiptir. bu makama gölgeyi ve 00’ı atıyorum lakin acil durumlarda SÜPERNOVA yetkisini sadece gölge kullanabilir. yükselen nova makamının bir altında ki makam ise “ON ALFA YÖNETİCİ” makamıdır. yetkileri ise üst amirlerinin emirlerini alt astlarına dağıtımı ve organize etme yetkisi ve ekiplere, ekip liderleri atama yetkilerine sahiptir. bu makama 10’lar ekibi uygun görülmüştür. on alfa yönetici makamının bir altında ki makam ise “KARANLIĞIN ELLİ TONU” makamıdır. bu makamın yetkisi ise teşkilat içinde güvenliği sağlama yetkisi ve güvenlik adı altında ekip kurma yetkisidir. bu makama atanan kişiler ise 50’ler ekibidir. en son makam olan “ÜÇYÜZBİN CEZA” makamıdır. bu makamın yetkisi teşkilat içi güvenliği artırmak ve üst amirlerinden gelen görevleri yüksek sadakat içinde yapmaktır. bu makamda ki kişiler özel görevler için özel seçilmiş kişilerdir. makama seçilenler ise 300’ler ekibidir.
arthur teşkilat içi düzeni duyururken mex not alır.
Arthur: evet mex, kayıtlarını özetleye bilirsin.
MAX: emredersiniz efendim. teşkilat yapısının sadece makam adları ve yetkileri düzenlenmiştir. düzen şöyle işlemektedir;
-SÜPERNOVA = teşkilatın en üst rütbesidir ve bu rütbe efendimiz ARTHUR WORLD’undur.
– yetkisi: teşkilat içinde her şeyi yapma yetkisidir.
-YÜKSELEN NOVA = teşkilatin ikinci en üst rütbesidir ve rütbe sahipleri ÜSTAD GÖLGE / ESKİ VE YENİ LİDERİNİZ 00’dır.
– yetkisi: teşkilat içi üye alıp çıkarma, ekip kurma ve bozma, yetki verme ve alma, acil durumlarda SÜPERNOVA yetkisini kullanma. dipnot! acil durumlar da SÜPERNOVA yetkisini sadece ÜSTAD GÖLGE kullanabilir.
-ON ALFA YÖNETİCİ = teşkilatın üçüncü üst rütbesidir ve bu rütbe sahipleri eski adlarıyla 10’lardır.
– yetkisi: üst amirlerinin emirlerini alt astlarına dağıtımı ve organize etme yetkisi ve ekiplere, ekip liderleri atama yetkilerine sahiptir.
– KARANLIĞIN ELLİ TONU = teşkilatın dördüncü üst rütbesidir ve bu rütbe sahipleri eski adlarıyla 50’lerdir.
– yetkisi: teşkilat içinde güvenliği sağlama yetkisi ve güvenlik adı altında ekip kurma yetkisidir.
-ÜÇYÜZBİN CEZA = teşkilatın beşinci üst rütbesidir ve bu rütbe sahipleri eski adlarıyla 300’lerdır.
– yetkisi: teşkilat içi güvenliği artırmak ve üst amirlerinden gelen görevleri yüksek sadakat içinde yapmaktır. dipnot! üçyüzbin ceza üyeleri özel görevler için öncelik ekiplerdir.
emrettiğiniz gibi efendim hepsi kayıt altına alındı.
Arthur: güzel. iki tekrar yapıldı böylece onların akıllarına da kazınmış oldu öyle değil mi 00?
00: öyle efendim.
Arthur: güzel. bundan sonra senin adın 00 değil “one wil” olacak anlaşıldı mı?
one wil: anlaşıldı efendim.
Arthur: güzel. o zaman görevlerinizin başına.
Teşkilat: emredersiniz efendim!
teşkilat üyeleri ve yetkilileri gölge nin önderliğinde hızlıca yola koyuldular.
MEX:efendim emretmiş olduğunuz toplantı düzenlendi ve misafirlerimiz yerlerini aldı. sizi bekliyoruz efendim.
Arthur: öyle mi. vakit burada hızlı geçiyor demek ki. o zaman toplantıya katılalım değil mi. “dört devlet için savaş yasasını” ve “dört devlet savaş kararnamesini” sundunuz mu onlara.
MAX: evet efendim. siz teşrif edene dek üç defa baştan sona kadar okurlar.
Arthur. güzel. o vakit misafirlerimizi bekletmeyelim…
